GÜNDEM

CHP Gaziantep Milletvekili Opr. Dr. Bayram Yılmazkaya, “AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla komisyonda kabul edilerek TBMM Genel Kuruluna gelen bu yasal düzelmeyle yerel medyanın bitirilmesi hedeflenmekte” dedi.

GÜNDEM

AGC’DEN ŞEHİTLERE VEFA PROGRAMI

Adıyaman Gazeteciler Cemiyeti, Şehitlere Vefa Programında 15 Temmuz darbe girişiminde şehit olan asker ve polislerin ailelerini ağırladı.

GÜNDEM

SASA’DA HEDEF TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK 10 FİRMASINDAN BİRİ OLMAK

Erdemoğlu Holding bünyesinde faaliyet gösteren SASA Polyester Sanayi A.Ş. ülke ekonomisinin adeta can damarlarından biri olarak hedeflerinin de üstünde rakamsal başarılar elde etmeye ve hızla büyümeye devam ediyor.

GÜNDEM

Kaymakam Nazlı Demir köy ziyaretlerine devam ediyor

Besni Kaymakamı Nazlı Demir, köy ziyaretleri kapsamında Çomak ve Kutluca köylerini ziyaret ederek vatandaşlarla bir araya geldi.


ALİ YILMAZ


ADIYAMAN VE BENJAMİN BUTTON´UN TUHAF HİKAYESİ!


Benjamin Butto´nun tuhaf hikayesi filmini izleyenler bilir! Hayatın olağan akışına, alışılmış yaşam biçimine ters bir hikaye! Filmin ana karakteri 90 yaşındaymış gibi doğar! Giderek geriye yani bebekliğine doğru yaşlanır! Herkesin şaşkınlıkla karşıladığı bu tuhaf ve dramatik hikaye izleyicide derin etkiler bırakmış, film dünyada bir çok yerde rekor kırmıştı! İnsanlara garip gelen sıradışı bu hikaye ilginçliği yönünden hayatın bir çok alanına uyarlanabilir!

Adıyaman BENJAMİN BUTTON gibi ilk kurulduğu tarihlere doğru ilerlemeye devam ediyor! Giderek her yönden eskimeye gelişme adına geri vites yapıp arkasına bakmadan bodoslama geriye ilerliyor! Bir çok sebebin bir araya gelip oluşturduğu girdap, hayat adına ne varsa yutup götürüyor! Eskiyor, kirleniyor! En küçük bir hizmet dahi, TANRILAR ÇILDIRMIŞ OLMALI adlı belgeseldeki ? NİXUA?nın kola şişesini gördüğü andaki tepkisini hatırlatıyor! İnsanların hizmet alım hakları o kadar bertaraf edilmiş ki, kimsenin sorgulamadığı, kara yazgının veba gibi beyinleri karantinaya aldığı günlerin esareti altında, tepki vermeyen, her şeye razı sosyolojik travmaları kader diye algılayıp padişahım sen çok yaşa diyen robotlara dönüştürüldü insanlar. Yokluğa ve çaresizliğe mahkum insanlarla dalga geçer gibi fildişi kulelerinden mesaj sallayan her şeye sebep en çok seçilmiş ve ardından gelen atanmışların sorgulanmadığı günlere terk edildik! Liyakatin es geçildiği, hala yol, su getirdik edebiyatlarıyla memleketin üstüne kara bulut gibi çöken sistem kurucularının FİNK attığı bir düzende, insanların tepkisizliği sosyologların incelemesi gereken ironik bir dram!

Kurulduğu tarihten bu yana özellikle ADIYAMAN ve ilçelerin hazin öyküleri ?GELİŞMEMENİN SEBEPLERİ ? adlı belgesellere konu olacak cinsten! Seçilenlerin Yeşilay haftaları için kutlama mesajları şöyle dursun, gelen atanmışlarda görev süresi boyunca ziyaret programlarıyla gününü gün ediyor! DARON ACEMOĞLU ? DAR KORİDOR? adlı iktisat kitabında bölgelerin gelişmişlik kıyaslarına vurgu yapar! Bir il öncelikle gelişmek, üretmek istiyorsa, sosyal hayatın kalitesini arttırmak istiyorsa, seçilmiş ve atanmışların kalitesinden asla taviz vermemelidir. Eğer koridora girip BENJAMİN BUTTON gibi hayata ters şekilde ilerlemek istemiyorsa toplum, karar vericilere verdiği toleransı ortadan kesin şekilde kaldırmalıdır! Ülke yönetmeye talip olmak nasıl ki meşakkatli ise vekil olmak, vali olmak, kaymakam olmak da bu denli basit olmamalıdır! Yoksa koridora girip geliştiğimizi zannederken otuz kırk yıl önce yapılması gerekenleri buna da şükür deyip kabul eden basit HALK YIĞINLARINA dönüşürüz!

Hiç vakit kaybetmeden ambulansa konup acile kaldırılacak Adıyaman´a hekim büyük ihtimalle ŞİZOİD KİŞİLİK BOZUKLUĞU teşhisi koyacaktır! Herkesten, her türlü hizmetten kopuk, içe dönük yaşayan, kıyas yapmayan, kaderine razı ve sindirilmiş yığınlardan öte anlamı olmayan, seçilmişlerin direktiflerine amade olarak yaşama hastalığı! Din sosuna batırılmış vaatlerle toplum tabakalarına uygulanan tahakkümler sonucu halkın itiraz eden yönlerine vurulan darbeler demokrasinin ruhuna ağır hasarlar verdiğinden halkın karar alma mercilerindeki etkinliği sıfırlanmıştır. Her şeyi kaderinin bir sayfası olarak gören, yanlış seçimlerle sürekli kaybeden ve ne olursa olsun asla itiraz etmeyen yığınlar illerin yada alt yerleşim birimlerine gelmeyen hizmetlerin sorumluluğunu vebal olarak taşımak zorundadır. Bu yanlıştan dönülüp gelecek nesillerin hak arayışları karşısında seçilmişlerin mutlaka çalışması sorumluluk alması zorlasa olsa sağlanmalıdır. Adıyaman da bu bir eksikliktir!

Adıyaman sırtında kadeh tokuşturup keyf çatan, menfaatleri uğruna cennet hayalleri kurduran, dış güç, şu, bu deyip hizmetlerin gelmesini dahi engelleyen sosyal medyadan sadece önemli günleri kutlayan şahıslardan kurtulmalıdır. BENJAMİN BUTTON fantastik bir hikaye olarak akılda kaldı sadece! Adıyaman gerçeğe dönmek zorundadır! Adıyaman´ı atanan doktorların kaçtığı bir memleket olma hayaline kavuşturan SAYIN ÇOK DEĞERLİ vekillere selam olsun! Kendinize, en çok Adıyaman´a saygınız varsa İSTİFA EDİN! Etmiyorsanız da sizin de Yeşilay haftanız kutlu olsun...
DİPNOT:

Okçunun biri saatlerdir bir av bulma ümidiyle ormanı dolaşıyordu. Derken bir geyiğin izlerine rastladı ve hayvanı izlemeye başladı. Bir Zen ustasının yaşadığı manastırın yakınından geçtiği için uğrayıp üstadın geyiği görüp görmediğini sormaya niyetlendi.

Sorusunu: ?Yaa demek geyik avlıyorsunuz?? diye yanıtladı usta. ?Söylesenize bir okla kaç geyik vurabilirsiniz??

?Bir tane ??

?Bir tanecik geyik için bunca zahmete değmez ki.?

?Ne demek istiyorsunuz? Hem okçuluktan ne anlarsınız??

?Ben de Ok Sanatı icra ediyorum.?

?O zaman siz söyleyin. Bir okla kaç geyik vurabilirsiniz??

?Tüm sürüyü.?

?İmkânsızdır bu. Yalan söylemek size hiç yakışmıyor doğrusu.?

?Ne biliyorsunuz yalan olduğunu? İnanın bana bunun yolunu biliyorum.?

?Neymiş bu yol??

?Hiç ıskalamayıncaya kadar oku kendinize atmayı öğrenmelisiniz.?

?İtiraf edeyim ki kendime nişan bile alamam.? dedi şaşıran okçu.

Derler ki bu çözülmez bilmece karşısında aniden aydınlanıp Satori´ye ulaşan avcı, yaşlı rahibin yanında kalarak kendi kalbine nişan almayı öğrenmeye başladı.

Adıyaman neden hep AV! Oku kendimize nişan almanın tam zamanı!