AYNAYA BAKTIĞIMIZDA GÖRDÜĞÜMÜZ NEYDİ? TA KENDİMİZ MİYDİ? YOKSA…
Tarih: 27.3.2018 10:22:12 / 587okunma / 1yorum
Zehra GÜNGÖR KINACI

Kendimizle ilgili, yakın çevremizle, gelecekle ilgili yaşama dair planlar yaparız. Kimi zaman istediğimiz doğrultuda değil, tam tersi sonuçlarla da karşılaşılır, başarısızlıkla da sonuçlanabilir. Başarısızlık sandığımız durumlar bizi aşan, gücümüz dışındaki gelişmelerdir çoğu zaman da…  O halde “keşkelerle” kendimizi neden suçlarız? 

“HAYAT SİZ PLANLAR YAPARKEN GÜLENDİR” demiş, Joh Lennon. Biz plan yaptığımızı ya da her şeyin en güzel sonuçlanacağını sanırız.

“Elimden geleni yaptım” dediğimizde vicdanen rahatlamış oluruz belki. Çoğu zaman da “hayır hayır! Elimizden geleni yapmak insani bir görevdir, olağandır” deriz. Ya ne yapmalıydık? Elimizden gelenin en iyisini yapmalıydık, daha çoğunu, hatta daha zor olanı başarmalıydık “Böyle şartlanınca da başaramama ihtimalinden bile çekindik. Herhangi bir şeyde başarısız olduğumuzda yıkılıyorduk, eksiliyorduk kendimizden azar azar.

Sanki biz o işi yapan değil de o işin kendisiymişiz gibi davrandık. O işte başarı elde edemeyince doğrudan kendimizi suçladık; “Biz bitmiştik!” Bu aynen şuna benziyordu.

Aynaya baktığımızda gördüğümüz neydi? Ta kendimiz miydi? Yoksa…

Ayna düştü yanlışlıkla ve kırıldı… Peki, aynada gördüğümüzü sandığımız kendimize ne olmuştu?

Aynayla birlikte o da mı kırılmıştı? Parçalanmış, yok mu olmuştu? Düşen aynanın ardından bakakalan bir çift gözü üzerinde taşıyan bir beden hala var olduğuna göre, demek ki aynada “kendimiz” olduğunu iddia ettiğimiz şey, sadece yansımasıydı; görüntümüzün yansıması.

Oysa biz yaptığımız herhangi bir şeye, kendimizden bir “şahıs” yerleştirdik. Adımızı verdik o şeye.

İstediğimiz o sonucu elde edemeyince, yenisini ve daha güzelini yapacağımızı hiç düşünmeden pes ettik. Kırdık kendimizi zaman zaman. İhtimallere takıldı ayaklarımız. Yürürken düştük, bazen de koşarken.

“Ya şöyle olursa”lara takıldı zihnimiz. Aşmayı beceremeyince de korkar olduk hayattan. Sabır kuvvetimizi dağıttık dört bir tarafa. Aslında mahrum bıraktığımız kendi hayatımızdı, kendimizdik yani…

Geçmişin elemini atamadık üzerimizden. Hâlbuki geçmişin kalan ibreti de “tadı, tuzuydu” hayatın. Avunmayı da, ders çıkarmayı da bilmeliydik oysa. Durmadan geçmiş acılarla hüzünlendik. Evet izi kalmıştı bir şeylerin… Fakat “geçmiş, geçmiştir” deyip kafamızı kaldırıp bugünü yaşamalı ve geleceğe umutla bakmalıyız.

Karamsarlık girdaplarına kapılmak şöyle dursun, umutvar olmalıyız. Ağladığımızda gözyaşlarını silmesini bilmeli, düştüğümüzde kalkmasını…

İhtimallerin henüz “yok” olmadığını iyi analiz edip, her şeye rağmen yaşama şevkini kırmamalı. VE kendi elleriyle insan küsmemeli hayata ve sormalı insan kendi kendine.

Bana ne yetebilir? MADDİ OLANAKLAR MI? HUZURLU VE DİNGİN BİR YAŞAM MI? Bireysel menfaatten çok, çevremizdeki diğer insanların mutluluğu ile bütünleşerek, birlikte mutluluk olmalı amacımız. Şahsi istikbalimiz için, kişisel çıkarlar uğruna küçülmeden. İnandığımız doğrulardan vazgeçmeden… İLKELİ VE ONURLU BİR DURUŞ SERGİLEYEREK.

Okuyucu Yorumları (1 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Ali İhsan Yinanç
2.4.2018 12:10:17
Arı kovanındaki OĞUL BALI tadı var ya... Bu makaleyi okuduğumda, işte öyle bir tat aldım desem yeridir. İyi ki, öğretmeni olmuşum. Sayın Güngör Öğüt Kınacı´nın. Gurur duydum başarısı ile Kutluyorum ve daha çok yazılarını zevkle okumak istiyorum. Başarılar diliyorum.

/resimler/2016-12/9/1507370657448.jpg

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
4.6560
EURO
5.4274
aa
ETKİNLİKLER

/resimler/2016-12/7/1407375362877.jpg

Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Adıyaman için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:52 07:33 12:40 15:10 17:28 18:57
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ