GÜNDEM

İyi Parti ilçe başkanı Yıldırım'dan Akedaş ve Belediyeye sert eleştiri..

İYİ Parti Besni İlçe Başkanı İmdat Yıldırım, Besni'yi etkisi altına alan kar yağışının ardından Belediye ve Akedaşa yaşanan aksaklıklar hakkında sorular yöneltti.

GÜNDEM

Besni’de 58 köye ulaşım sağlanamıyor

İki gündür etkili olan yoğun kar yağışı nedeniyle Besni’ye bağlı 58 köy ve 45 mezra yolu ulaşıma kapandı.

GÜNDEM

Kamu personelleri izinli sayılacak

İl genelinde etkili olan yoğun kar yağışı nedeniyle ulaşımda yaşanan olumsuzluklara karşın görevine gidemeyen kamu personelleri izinli sayılacak.

GÜNDEM

Salı günü başlayan ve etkisini artırarak devam eden kar yağışı hayatı olumsuz etkiledi. Besni’ye bağlı tüm köy yolları kapanırken 10 saatlik elektrik kesintisi nedeniyle vatandaşlar geceyi karanlıkta ve soğukta geçirdi.


Ömer Faruk ALPDOĞAN


BU AFİŞİ ASAMAM!

mail: alpdoganomerfaruk@gmail.com


Bu ülkede sonu "izm veya ist" ile biten kelimelerden neden bu kadar çok korkuluyor? Neden bu kelimeleri günlük hayatımızda kullanmaktan, bu kadar çok çekiniyor ve kullanan kesim neden bu kelimeleri olabildiğince yanlış anlamda telaffuz ediyor?

Artık öyle bir hale gelmiş ve getirilmişiz ki yakında insan sevgisini temel alan “hümanizm” ve sanatsal bir terim olan “piyanist” kelimelerini de kullanmaktan çekinecekmişiz gibi hissediyorum. Böyle hissetmeme sebep olan bir durumu size şu şekilde açıklamak isterim. 
Kadın haklarını desteklemek adına “feministçe” adlı dünyadaki ilk biyografik, feminist eleştiri-kurgu kitabını yayınladım. Kitabımı tanıtmak adına, klasik bir yol izleyerek sosyal ağlarda tanıtmak yerine, özel bir afiş oluşturdum. Afişlerimi özelliklede kadınların yoğun olabileceği istihdam yerlerine asmak istemiştim. İşyeri sahipleriyle görüştüğümde afişi asabileceklerini belirtip, neyi asacaklarını görmek istemişlerdi. Lakin çelişkili durum ise kitabın ismi nedeniyle afişi asmaktan vazgeçmeleriydi. Ne yazık ki bu işletme sahipleri içerisinde her görüşten insan vardı…

Diyalog kurduğum insanlardan aldığım cevaplara göre nedir bu feminizm?
-Kimine göre; erkek düşmanlığı.
-Kimine göre; kadınların üstünlüğünü savunan bir düşünce akımı.
-Kimine göre; cinsiyetler arası eşitsizliğe karşı bir ideoloji.
-Kimine göre; toplum düzenini bozmak için Amerika tarafından ortaya atılan bir proje.
-Kimine göre; homoseksualizm, kimine göre ise faşizm…
Acınacak halimize gülmeyi bir kenara bırakarak, peki literatürdeki feminizmin anlamı nedir?
Feminizm; kadın ve erkeğin siyasal ve toplumsal haklar bakımından aynı yetkilere sahip olmasını savunan bir düşünce akımıdır. Yani erkek kadından daha alt bir seviyede ise erkeğinde sosyal statüsünü korumayı hedefleyen bir akımdır. Peki sizce demokrasi ile yönetildiği belirtilen günümüz Türkiye Cumhuriyeti, kendi vatandaşlarına adil davranabilecek kadar feminist mi yoksa halkını sonu “izm veya ist” kelimelerini kullanmaktan korkutacak kadar buyurgan mı?

Bu sorunun cevabını size yazmaya devam edeceğim makale ile kendiniz kolayca bulacaksınız. Kendisine, hamileyken dahi fiziksel şiddet uygulamakla kalmayıp, fuhuşa sürükleyen kocasını öldürdüğü için mahkeme Çilem Doğan’a “haksız tahrik altında kasten adam öldürmekten” 18 yıl hapis cezası vermişti. Daha sonrasında duyarlı halkın tepkisi üzerine bu ceza iyi hal indiriminden 15 yıla düşürülmüştü. Lakin artan tepkiler sonucu 50 bin lira kefalet ödenmesi şartıyla serbest bırakılmasına karar verildi. Neden aynı durum, şiddete uğrayan kadını kurtarmak adına, eylemde bulunan duyarlı gencimiz “Kadir Şeker” için yapılmadı da K. Şeker’e müebbet hapis cezası verildi. Daha sonrasında her zaman ki gibi sevgili mahkeme heyetimiz, aldığı tepkiler sonucu, suçun tahrik altında işlendiği gerekçesiyle cezayı 15 yıl hapse çevirmiş ve iyi hal indirimiyle de 12 yıl 6 aya düşürmüştü. Bu şu demek oluyor ki duyarlı halkımız tepkisini biraz daha gösterirse, mahkeme heyeti Kadir Şeker adlı duyarlı gencimiz için kefalet ödenmesi şartıyla tahliye kararına varabilir ve üniversite hayali olan gencimiz topluma kazandırılabilir. Sevgili mahkeme heyeti, doğru karar bir kez verilir ve o kararı verirken, bir önceki karar bozulduğu için yanlış karar vermekte adli işlere olan güveni azalttığından dolayı sizler bir suç işlemiyor musunuz?

Bu arada sevgili mahkeme heyeti; sizin de kızınız, kız kardeşiniz Ç. Doğan gibi sanık olsaydı, herhangi bir ayrımcılık yapmadan, ilk kararda “haksız tahrik altında kasten adam öldürmekten” 18 yıl hapis cezası kararını verecek kadar şerefli olduğunuzu düşünüyorum. Sizin de oğlunuz veya erkek kardeşiniz K. Şeker gibi bir eylemde bulunsaydı tek kararda kalemini kırıp, mesleğinizin hakkını verecek kadar onurlu olduğunuzu düşünüyorum. Sorumuzu tekrar sorduktan sonra makalemize devam edelim “Peki sizce demokrasi ile yönetildiği belirtilen günümüz Türkiye Cumhuriyeti, kendi vatandaşlarına adil davranabilecek kadar feminist mi yoksa halkını sonu “izm veya ist” kelimelerini kullanmaktan korkutacak kadar buyurgan mı? Aklınıza ilk gelen cevabı, daha da pekiştirmek adına devam etmek istiyorum.

En azından sekiz sene ilkokul-ortaokul, dört sene lise ve dört sene üniversite olmak üzere toplam on altı(16) sene maddi ve manevi emek sarf ederken, bu süreçte meslek edinmeye zamanı olamayan, mezun olduğu alan üzerine de iş bulamayıp, intihar eden yüzlerce birbirinden güzel gençlerimizi yâd ederek, kamu personel seçme sınavından tam puan almasına rağmen atanamayan gençlerimizin duygusal yakarışlarını hatırlayalım... 

Kalbinde sevgi barındırmayan sevgili eğitim heyeti; zamanında lise üç sene iken dört sene yaptınız. Bizim çocuklarımız hayata bir sene geç başlasın diye mi yoksa sizin özel okullarda okuttuğunuz çocuklarınız bir sene daha iyi eğitim alsınlar diye mi? Eğitim heyeti olarak sakın “Biz halkımızın çocuğunu kendi çocuğumuz olarak görüyoruz.” Demeyin! Neden mi? Çünkü sizi soytarı zannedip, kahkaha atabilirler. Bir soruya karşılık beş seçenek veriliyor ve doğru olanın işaretlenmesi isteniyor. Diyelim ki iki grup genç var. Bu gruplardan biri, özel okullarda okuttuğunuz sizin çocuklarınız, diğeri ise asgari ücretle okutmaya çalıştığımız bizim çocuklarımız. Sizin çocuklarınız soruya karşılık verilen beş seçenek içerisinden hangisinin doğru olduğunu bilmediği için soruyu boş bırakıyor. Bizim çocuklarımız ise üç yanlış seçeneği eleyip, iki seçenek arasında kalıyor, dakikalarca beyin fırtınası yaptıktan sonra soruyu boş bırakıyor. Sınav sonrası doğru cevabı öğrendiğinde ise “Keşke işaretleseydim!” diyerek günlerce uykusuz kalıyor. Oysa beş seçenek içerisinden bir doğruyu bulmak yerine, beş seçenek içerisinden dört yanlışı elemek için bir sistem oluşturulmuş olsaydı. Her elenen yanlış cevap için iki seçenek arasında kalan bizim çocuğumuzun hakkı verilmiş olacaktı. Neden böyle bir sistem geliştirilmiyor. Ya da neden eğitim heyeti varlığını gösterirken, saçma sapan bir şekilde sınav isimlerinde değişiklik yapmak yerine, eğitim sisteminde değişiklik yapıp Finlandiya eğitim modelini örnek almıyor! Hiç mi yüreğiniz sızlamıyor çocuklarımızın intihar etmesine, ama yakındır elbet sızlar sizin çocuklarınız intihar ettiğinde... 

Sorumuzu son kez soralım; sizce demokrasi ile yönetildiği belirtilen günümüz Türkiye Cumhuriyeti, kendi vatandaşlarına adil davranabilecek kadar feminist mi yoksa halkını sonu “izm veya ist” kelimelerini kullanmaktan korkutacak kadar buyurgan mı?” Biliyorum, ne yazık ki hepimizin cevabı aynı…