GÜNDEM

AGC’DEN ŞEHİTLERE VEFA PROGRAMI

Adıyaman Gazeteciler Cemiyeti, Şehitlere Vefa Programında 15 Temmuz darbe girişiminde şehit olan asker ve polislerin ailelerini ağırladı.

GÜNDEM

SASA’DA HEDEF TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK 10 FİRMASINDAN BİRİ OLMAK

Erdemoğlu Holding bünyesinde faaliyet gösteren SASA Polyester Sanayi A.Ş. ülke ekonomisinin adeta can damarlarından biri olarak hedeflerinin de üstünde rakamsal başarılar elde etmeye ve hızla büyümeye devam ediyor.

GÜNDEM

Kaymakam Nazlı Demir köy ziyaretlerine devam ediyor

Besni Kaymakamı Nazlı Demir, köy ziyaretleri kapsamında Çomak ve Kutluca köylerini ziyaret ederek vatandaşlarla bir araya geldi.

GÜNDEM

ENGELLİ VE ESKİ HÜKÜMLÜLERE HiBE DESTEĞi MÜJDESi

İl İstihdam ve Mesleki Eğitim Kurulu 2021 yılı dördüncü toplantısı, Vali Mahmut Çuhadar başkanlığında gerçekleştirildi.


ŞABAN ÇAĞIRAN


YARATICI RUHTAN EKONOMİYE


İşletmecilikte; müşteri ihtiyaç ve beklentilerine uygun ürünler geliştirmek, iş modeli ve akışları buna göre tasarlamak başarının neredeyse ilk şartıdır. Hatta müşterinin beklentisini aşan ürünleri ilk tasarlamak ve bunu hizmete sunmak o işletmeyi çok ama çok daha fazla ön plana çıkarır, karlılığını artırır.

Toplumumuzda tasarımı üst düzeyde uygulayacak nitelikte personel bulmak oldukça güçtür. Bunun pek çok nedeni bulunuyor. Ülkemizde eğitim sistemi özgür düşünceli insan üretimine uygun değildir ve ne yazık ki özgür düşünce her ortamda cezalandırılıyor. Hayal gücünü ortaya çıkaran özgür düşünceye adeta kelepçe vuruluyor.

Geçmişte görev yaptığım bir bankada, birkaç yıl kalite yönetim sistemi kurmakla sorumlu yönetici olarak çalışmıştım. Gerçekten çok başarılı çalışmalar yapmış, Alman firmasından gelen denetçinin ifadesine göre kalite yönetim sistemini mükemmellik modeline yakın seviyeye getirmiştik.

Özü aynı olmakla birlikte, kalite yönetim sisteminin şimdilerde değişikliklere uğrayarak yeni versiyonları ortaya çıktı. Belgesi alınmasa bile, ben bir işletmede mutlaka kalite yönetim sisteminin ruhunun-özünün uygulanmasının şart olduğuna inanıyorum. Sistemi oluşturan başlıkların, yüz yılların işletmecilik birikiminin draje halinde getirilmiş şekli olduğunu ifade etmek yanlış olmaz.

Ancak ne yazık ki işletme yöneticileri veya patronlar çoğunlukla kalite yönetim sistemi uygulansın diye değil, sırf belge sahibi olmak için çalışıyorlar. Bu şekilde, işin özünden uzaklaşılıyor ve iş sonuçları beklenen düzeyin altında gerçekleşiyor.

ÜRÜNLERİ İLK TASARLAMAK VE BUNU HİZMETE SUNMANIN ÖNEMİ

İşletmecilikte; müşteri ihtiyaç ve beklentilerine uygun ürünler geliştirmek, iş modeli ve akışları buna göre tasarlamak ve bunları müşteri memnuniyeti adına üst düzeyde uyguluyor olmanın sistemini kurmak başarının neredeyse ilk şartıdır.

Hatta müşterinin ihtiyacı olduğunu bilmediği veya farkında olmadığı, onun beklentisini aşan ürünleri ilk tasarlamak ve bunu hizmete sunmak o işletmeyi çok ama çok daha fazla ön plana çıkarır, karlılığını artırır.

Tasarım, kalite yönetim modellerinin de önemli konularından biridir. Soyut gibi görünen ancak somut sonuçlar üretebilen önemli bir başlıktır. Yeni ürün veya süreç tasarlamak, hele bunu rakiplerden önce yapabilmek, bir işletmeyi rakiplerine oranla aşırı düzeyde ileri taşıyarak müşteri sayısı ve karlılıkta rekabet üstünlüğü sağlar.

Ancak tasarım faaliyeti göründüğü kadar basit değildir. Aşırı odaklanma, sistemli bir tasarım kültürü, nitelikli iş gücü, teknoloji, zaman ve maddi kaynak gerektirir.

İNSAN, KAYNAKLARI HAREKETE GEÇİRECEK VE SONUÇ ELDE EDECEK ASLİ UNSURDUR

Bu kaynaklardan en önemlisi insandır. İnsan, diğer tüm kaynakları harekete geçirecek ve sonuç elde edecek asli unsurdur. Bunun için hayal gücü sınırsız, özgür düşünebilen, düşündüğünü ifade edebilen, analitik bir bakış açısına sahip, İngilizce bilen, teknolojiyi üst düzeyde bilen ve kullanma becerisine haiz, eğitilmiş personele ihtiyaç vardır.

Despotizmle yönetilen işletmelerde tasarım kültürünün gelişmesi, verimli bir sonuç elde edilmesi olanaksızdır.

Toplumumuzda tasarımı üst düzeyde uygulayacak nitelikte personel bulmak oldukça güçtür. Bunun pek çok nedeni bulunuyor. Ülkemizde eğitim sistemi özgür düşünceli insan üretimine uygun değildir. Ne yazık ki özgür düşünce her ortamda cezalandırılıyor. Hayal gücünü ortaya çıkaran özgür düşünceye adeta kelepçe vuruluyor.

Özgür düşüncenin kapısını aralayan felsefe, mantık, sosyoloji gibi dersler lise müfredatından çıkarılıp ders sayısı azaltılarak önemi azaltılıyor. İlköğretim okullarında sanat derslerinin sayısı yok denecek kadar azdır. Oysa başta felsefe ve sanat olmak üzere bu tip dersler zihnin sınırlarını zorlayarak yaratıcılığı artırırlar.

Bu eksikliğe ek olarak, toplumumuzda okuma, düşünme, sorgulama, farklı bakış, empati, tiyatro, sanat, sinema, opera, heykel sevgisi-alışkanlığı bulunmamaktadır. Dolayısıyla insanımızın hayal gücü ve yaratıcılığı gelişmiyor, gelişemiyor.

Tasarım, yaratıcılık ve hayal gücü olmayınca veya gelişmeyince işletmelerde katma değerli üretimin ortaya çıkması imkânsız hale geliyor. Yapılan bir araştırmaya göre, tüm sanayi ve hizmetler sektör üretimi içinde toplam cironun sadece yüzde 0,26´sının yaratıcı sektörlerden meydana geldiği görülmektedir. (1) Bu sonuç gerçekten çok dramatiktir.

BİR KAMYON DOMATESLE BİR CEP TELEFONU ALINAMAZ DURUMU

Hal böyle olunca, klasik olacak ama bir kamyon domatesle bir cep telefonu alınamaz durumuna düşülüyor. Sonuçta, işletmelerde olduğu gibi ülke olarak da dışarıya ödediğimiz döviz toplamı, kazandığımız döviz kazancından daima fazla olmaktadır. Bunun nedenini sorguladığımızda katma değeri yüksek ürün ortaya çıkaramıyor olmamız olduğu açıktır.

İşte bu nedenle ülkemiz orta gelir tuzağı sarmalında sıkışıp kalmakta, gelir dağılımındaki bozulmayı bir kenara bırakacak olursak, kişi başı milli gelir bir türlü 15 bin dolarlara ulaşamıyor, 8.500 -13.000 dolar aralığında sıkışıp kalıyor.

Özgür düşünce ve onun ürettiği tasarım faaliyetleri ile elde edilecek çıktılar, yeni ekonominin getirdiği iktisadi zor koşulları aşmak, rekabette önlerde yer almak için vazgeçilmezdir. İşletme yöneticileri bunun için nitelikli personel istihdamına ve bu nitelikteki personele yüksek düzeyde ücret ödemeye razı olmalı, despot değil, özgür düşüncenin hayalini ortaya koyabileceği bir atmosfer yaratmalılar. Aksi halde az gelişmişliğin kısır döngüsünde gidip gelmeye devam ederler.

Uluslararası şirketler yaratıcı ve ?tasarım odaklı? düşünceye odaklanarak karlılıklarını ve büyüklüklerini artırabilir. Ülkemizde bu şekilde yüksek katma değerli ürün tasarlayabilen çok az sayıda işletme mevcut olup bunların toplam içindeki payı yüzde 1´lerle sınırlı kalıyor. Ülkemizin geleceği, dünyada olan biten gelişmeleri yakından takip eden, yeni ekonominin gereksinimlerini iyi algılamış, tasarım, üretim, verimlilik üçgeni içinde yenilikçi adımlar atma cesaretini gösterebilen işletmeler ile kendisini matematik, edebiyat, teknoloji, yabancı dil, sanat ve kültür alanında yetiştirmiş özgür düşünceli insanımıza bağlıdır.