Flocean’ın geliştirdiği sistem, suyu denizin 400–600 metre derinliğinden alarak okyanusun doğal hidrostatik basıncını kullanıyor. Bu basınç, ters osmoz membranlarından suyu geçirmek için gereken enerjinin büyük bir kısmını sağlıyor ve bu sayede enerji tüketiminde önemli tasarruf hedefleniyor.
Uzmanlara göre bu teknoloji, geleneksel karasal tuzdan arındırma tesislerine göre:
-
%30–50 daha az enerji kullanımı sağlayabilir,
-
Kıyı tesislerinin gerektirdiği büyük altyapı yatırımını ortadan kaldırabilir,
-
Kimyasal ön işlem ihtiyacını azaltabilir.
Flocean tarafından geliştirilen tesisin adı “Flocean One” olarak belirlendi. İlk aşamada günde yaklaşık 1.000 m³ içme suyu üretmesi hedeflenen tesis, modüler yapısı sayesinde kapasiteyi daha büyük seviyelere yükseltme potansiyeline sahip.
Flocean ayrıca, su teknolojileri alanında küresel bir oyuncu olan Xylem Inc.’in stratejik yatırımcı olarak projeye katıldığını ve Series A finansman turunun genişletildiğini bildirdi. Bu, tesisin kurulumu ve ölçeklendirilmesi için önemli bir finansman adımı olarak değerlendiriliyor.
Bazı bilimsel yayınlarda bu tür teknolojilerin, ölçeklendirilmesi halinde suya erişimi olmayan yaklaşık 2 milyar insanın temiz su ihtiyacını karşılamaya katkı sağlayabileceği belirtiliyor. Ancak bu iddialar, mevcut planlanan ilk tesisin kapasitesini aşan teorik küresel projeksiyonlara dayanıyor.
Yerel ve küresel su krizine çözüm olabilir mi?
Uzmanlar bu tür deniz altı sistemlerinin enerji verimliliği ve çevresel etkisinin geleneksel tesislere kıyasla daha düşük olduğunu vurguluyor. Ancak geniş çaplı kullanımın ve küresel etkisinin değerlendirilebilmesi için uzun vadeli saha verilerine ihtiyaç olduğu da ifade ediliyor.
Flocean’ın 2026 yılı için planladığı deniz altı tesisinin faaliyete geçmesi, su kaynakları yönetimi ve sürdürülebilir içme suyu üretimi alanında yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor.
