-
Britanya Akademi Film Ödülleri (BAFTA), 22 Şubat 2026’da Londra’daki Royal Festival Hall’da düzenlendi. Alan Cumming’in sunduğu gecede 2025 yapımı filmler ödüllendirildi. Gecenin en çok konuşulan başlığı ise, gişede büyük başarı yakalayan Marty Supreme’in tam 11 adaylığa rağmen sıfır ödülle salondan ayrılması oldu.
Josh Safdie’nin yazıp yönettiği, A24 imzalı spor-dram Marty Supreme, boks dünyasında geçen hikâyesi, stilize anlatımı ve başroldeki Timothée Chalamet performansıyla sezon boyunca ödül yarışının favorilerinden biri haline gelmişti. Film, Kuzey Amerika ve uluslararası pazarlarda gişe beklentilerini aşarak yılın en çok konuşulan yapımlarından biri oldu; Independent Türkçe, yapımı “gişede tarih yazan film” diye niteledi.
11 adaylık, sıfır ödül: Tarihe geçen “soğuk duş”
Marty Supreme BAFTA’ya, aralarında En İyi Film, En İyi Yönetmen (Josh Safdie), En İyi Erkek Oyuncu (Timothée Chalamet), En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Odessa A’zion) ve senaryo, kurgu, görüntü yönetimi, yapım tasarımı ve kostüm tasarımı gibi teknik dalların da bulunduğu 11 kategoride aday olarak girdi.
Ancak Variety ve Deadline’ın aktardığına göre, film geceyi “0’a 11” ile kapatarak hiçbir kategoride ödüle uzanamadı. Bu tablo, Marty Supreme’i BAFTA tarihinde en çok aday olup hiç ödül alamayan filmler sınıfına taşıdı. Aynı rekor, 1969 yapımı Women in Love ve 2004 yapımı Finding Neverland tarafından da paylaşılıyor; her iki film de zamanında 11 adaylık almış, BAFTA’da eli boş kalsa da Oscar gecesinde en az bir ödül kazanmayı başarmıştı.
Bu sonuç, hem sezon boyunca ödül yarışında önemli duraklar olan eleştirmen birlikleri ve Altın Küre’den ödüller getiren Chalamet cephesi için, hem de filmin dağıtımcısı A24 için büyük sürpriz olarak yorumlandı. Birçok ödül uzmanı, en azından erkek oyuncu ya da kurgu kategorilerinden birinde zafer bekliyordu.
Gecenin kazananları: One Battle After Another ve Sinners
Marty Supreme cephesinin yaşadığı şokun arka planında, güçlü bir rakip tablosu vardı. BAFTA’nın en prestijli ödülü olan En İyi Film dalında zafer, yönetmen koltuğunda Paul Thomas Anderson’ın oturduğu One Battle After Another filmine gitti. Aynı yapım, yönetmen, uyarlama senaryo, kurgu ve görüntü yönetimi gibi dalları da alarak toplam 6 ödülle gecenin en çok kazanan filmi oldu.
13 adaylıkla BAFTA’ya giren ve sezon boyunca “favori üçlü”den biri sayılan Sinners ise senaryo, yardımcı kadın oyuncu (Wunmi Mosaku) ve özgün müzik dallarında 3 ödül kazanarak geceyi güçlü kapatan diğer yapım oldu.
En İyi Britanya Filmi ödülü, Shakespeare uyarlaması Hamnet’e gitti. Filmin başrolünde yer alan Jessie Buckley, En İyi Kadın Oyuncu dalında da BAFTA heykelciğini kaldırarak sezonun öne çıkan oyunculuk performanslarından birine imza attı.
Erkek oyuncu kategorisinde ise gecenin en dikkat çekici anı yaşandı. Tourette sendromlu bir karaktere hayat verdiği I Swear filmiyle Robert Aramayo, En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazanırken aynı zamanda halk oylamasıyla verilen Yükselen Yıldız (Rising Star) ödülünün de sahibi oldu. Böylece, sezon boyunca Chalamet’nin favori gösterildiği erkek oyuncu yarışında dengeler BAFTA cephesinde tamamen değişmiş oldu.
“Büyük kaybeden” Oscar yarışını kaybetti mi?
Marty Supreme’in BAFTA gecesini sıfır ödülle kapatması, özellikle Oscar yarışını yakından takip edenler için kritik bir sinyal olarak görülüyor. Film, Oscar’da da başta En İyi Film ve En İyi Erkek Oyuncu olmak üzere 9 dalda yarışıyor; ancak BAFTA’daki tablo, kampanya sürecinde “büyük kaybeden” etiketinin yapışma riskini beraberinde getirdi.
Öte yandan ödül uzmanları, geçmiş örneklere işaret ederek BAFTA’daki kötü gecenin Oscar için otomatik bir “son” anlamına gelmediğini hatırlatıyor. 2022 yapımı Everything Everywhere All at Once, BAFTA’da yalnızca kurgu ödülünü aldıktan sonra Oscar’da 7 ödüle uzanmış; 2016 yapımı Moonlight ise BAFTA’dan eli boş ayrılıp Oscar gecesinde En İyi Film dahil kritik kategorilerde tarih yazmıştı.
A24 cephesi için asıl zorluk, bu “0’a 11” manşetinin, Oscar oylamasının son düzlüğünde filmin algısını ne ölçüde etkileyeceği. Marty Supreme hâlâ gişe başarısı, eleştirmen notları ve sezon boyunca topladığı adaylıklar sayesinde güçlü bir profil sunuyor; ancak BAFTA’da yaşanan “soğuk duş”, filmin ödül sezonu hikâyesine beklenmedik bir kırılma yazdı.
BAFTA, British Academy ve yeni rekorun anlamı
-
BAFTA töreni, sadece bireysel kazananlar üzerinden değil, törenin tamamına yayılan “denge” tartışması üzerinden de okunuyor. British Academy of Film and Television Arts (British Academy of Film and Television Arts), son yıllarda hem Britanya yapımlarına daha fazla alan açmak hem de uluslararası adayları korumak için oy verme kurallarında değişiklikler yapmıştı.
Bu çerçevede bakıldığında, Marty Supreme’in 11 adaylığa rağmen ödülsüz kalması, bir yandan “rekor düzeyde kayıp” olarak manşetlere taşınırken, diğer yandan BAFTA’nın oy yapısının tek bir kült favoriyi süpürme eğiliminden uzaklaştığını da gösteriyor. Ödüllerin One Battle After Another, Sinners, Hamnet ve teknik dallarda öne çıkan diğer yapımlar arasında dağılması, geceyi “tek filmlik şova” dönüşmekten çıkardı.



