Yaz aylarında soğuk kahve tüketmediğimiz gün neredeyse yok gibi. İşe giderken, arkadaşlarımızla buluşurken, alışverişte ya da kısa bir mola verirken ilk tercihimiz çoğu zaman soğuk kahveler oluyor. Ben de soğuk kahveyi sevenlerdenim. Özellikle sıcak bir yaz gününde buz gibi bir kahvenin keyfi gerçekten başka oluyor. Ancak çoğu zaman kahve içtiğimizi düşünürken, farkında olmadan sıvı bir tatlı tüketiyor olabiliriz. Çünkü sorun kahvede değil, kahvenin içine eklenenlerde.
Son yıllarda kahve kültürü yalnızca bir içecek olmaktan çıktı, adeta günlük yaşamın bir parçası hâline geldi. Eskiden kahve denildiğinde aklımıza Türk kahvesi ya da sade filtre kahve gelirdi. Günümüzde ise menüler; karamel, vanilya, beyaz çikolata, fındık aroması, ekstra şurup, krema ve soslarla dolu. Görüntüleri oldukça cezbedici olsa da bazen elimizde tuttuğumuz şey bir kahveden çok tatlıya dönüşebiliyor.
Tatilde Her Şeyi Planlayabilir Miyiz?
Üstelik çoğumuzun yaptığı en büyük hata şu: “Bir kahve içtim.” diye düşünüyoruz. Oysa bazı büyük boy aromalı kahveler, içerdikleri şeker ve soslar nedeniyle neredeyse bir tatlı kadar enerji sağlayabiliyor. Yani farkında olmadan içtiğimiz şey sadece kahve olmaktan çıkıyor.
İşin ilginç tarafı ise beynimizin sıvı kalorilere verdiği tepki. Araştırmalar, sıvı olarak alınan kalorilerin katı besinler kadar güçlü bir tokluk hissi oluşturmadığını gösteriyor. Bunun anlamı şu; yüksek kalorili bir kahve içseniz bile kısa süre sonra yeniden acıkabilirsiniz. Bu yüzden birçok kişi “Ben zaten bir şey yemedim.” diye düşünürken gün sonunda fark ettiğinden çok daha fazla enerji almış olabiliyor.
Bir diğer konu ise şeker ve kafeinin birlikte oluşturduğu etki. Aromalı bir kahveyi içtiğimizde kendimizi bir süre daha enerjik hissedebiliriz. Ancak bu enerji her zaman kalıcı değildir. Özellikle yüksek miktarda şeker içeren içecekler, kan şekerinde hızlı yükselmelere ve ardından düşüşlere neden olabilir. Bunun sonucunda birkaç saat sonra yeniden tatlı isteği, halsizlik veya tekrar kahve içme ihtiyacı hissedilebilir. Yani bazen bizi yoran şey kahvesizlik değil, gün içinde yaşadığımız kan şekeri dalgalanmalarıdır.
Bazen Sorun Tabağımızda Değil
Bir başka önemli nokta da kafeinin vücudumuzda düşündüğümüzden daha uzun süre kalmasıdır. Birçok kişi “Akşam bir kahveden bir şey olmaz.” diye düşünür. Oysa kafeinin etkisi saatlerce devam edebilir. Bu nedenle özellikle akşam saatlerinde tüketilen yoğun kafeinli kahveler uykuya dalmayı zorlaştırabilir veya uyku kalitesini düşürebilir. Kalitesiz uyku ise ertesi gün iştahı düzenleyen hormonları etkileyerek daha fazla yeme isteğine neden olabilir. Bazen kilo vermeyi zorlaştıran şey sadece ne yediğimiz değil, nasıl uyuduğumuzdur.
Bunun yanında, özellikle reflü veya gastrit gibi mide rahatsızlığı olan kişilerde aç karna tüketilen kahve mide asidini artırarak şikâyetleri tetikleyebilir. Bu nedenle kahvenin yalnızca miktarı değil, hangi saatte ve nasıl tüketildiği de önemlidir.
Akşam Yemeğini Erken Yemek Gerçekten Zayıflatır mı?
Danışanlarımla görüşmelerimde de buna sıkça rastlıyorum. “Tatlı yemiyorum.” diyen birçok kişinin günlük beslenmesini konuşurken, her gün büyük boy aromalı bir kahve tükettiğini görüyoruz. Aslında kişi tatlı yemediğini düşünüyor ama içeceğiyle birlikte ciddi miktarda şeker alabiliyor. Bu yüzden bazen sadece kahve tercihindeki küçük bir değişiklik bile beslenme düzeninde büyük fark oluşturabiliyor.
Bir konuya daha değinmek istiyorum. Demir eksikliği olan bireylerde kahvenin tüketim zamanı oldukça önemlidir. Kahve, özellikle yemekle birlikte tüketildiğinde bitkisel kaynaklı demirin emilimini azaltabilir. Bu nedenle demir eksikliği yaşayan kişilerin kahveyi ana öğünlerle birlikte değil, mümkünse yemeklerden 1-2 saat sonra tüketmeleri daha doğru bir tercih olacaktır.
Peki çözüm ne? Soğuk kahveyi hayatımızdan tamamen çıkarmak mı? Elbette hayır. Ben hiçbir zaman sevdiğimiz besinleri veya içecekleri tamamen yasaklamaktan yana değilim. Çünkü sürdürülebilir beslenme, yasaklarla değil doğru tercihlerle mümkündür.
Soğuk kahve içmek istiyorsanız sade cold brew, americano veya şekersiz sütle hazırlanan seçenekleri tercih edebilirsiniz. Şurup miktarını azaltmak, ekstra krema ekletmemek ya da küçük boy seçmek bile düşündüğünüzden daha büyük bir fark oluşturabilir. Unutmayın; sağlıklı beslenmek büyük fedakârlıklar yapmak değil, her gün küçük ama doğru seçimler yapabilmektir.
“Su İçiyorum Ama Yine de Ödemim Var”
Son olarak size küçük bir soru bırakmak istiyorum. Bir dahaki sefere elinize büyük boy aromalı bir soğuk kahve aldığınızda kendinize şunu sorun:
“Ben gerçekten kahve mi içiyorum, yoksa fark etmeden sıvı bir tatlı mı tüketiyorum?”
Belki de sağlıklı beslenme yolculuğunda değiştireceğiniz ilk alışkanlık, bu soruya vereceğiniz cevap olacaktır. Çünkü sağlıklı yaşam çoğu zaman büyük değişikliklerle değil, her gün yaptığımız küçük seçimlerle başlar.
Herkese sağlıklı ve keyifli günler diliyorum.


YORUMLAR