Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Christopher Nolan İmzalı ‘TENET’: Zaman Artık Bildiğimiz Gibi Akmıyor

Christopher Nolan’ın yazıp yönettiği 2020 yapımı “Tenet”, zamanı yalnızca hikâyenin geçtiği bir zemin olmaktan çıkararak filmin başrolüne yerleştiriyor. Casusluk, bilim kurgu ve aksiyonu sıra dışı bir yapıda buluşturan film, ilk izleyişte hayranlık uyandırırken aynı zamanda izleyicisini büyük bir bilmeceyle baş başa bırakıyor.

Christopher Nolan’ın yazıp yönettiği 2020 yapımı “Tenet”, zamanı yalnızca hikâyenin

Tek Bir Kelimeyle Dünyayı Kurtarmak

Filmin merkezinde, adı hiçbir zaman açıklanmayan ve yalnızca “Başkahraman” olarak tanıtılan bir CIA ajanı bulunuyor. Başarısız görünen büyük bir operasyonun ardından gizli bir göreve seçilen Başkahraman’a yalnızca tek bir kelime veriliyor: Tenet.

Bu kelime, ona kapıları açabilecek kadar etkili olmasına rağmen karşılaşacağı tehlikeleri de beraberinde getiriyor. Başkahraman, geçmişten değil gelecekten geldiği düşünülen ve zaman içinde geriye doğru hareket eden nesnelerin izini sürmeye başlıyor.

Araştırması ilerledikçe görev, sıradan bir casusluk operasyonunun çok ötesine geçiyor. Artık ortada yalnızca devletler veya örgütler arasında yaşanan bir mücadele değil, insanlığın varlığını tehdit edebilecek büyük bir zaman savaşı bulunuyor.

Zaman Yolculuğu Değil, Tersine İşleyiş

“Tenet”i diğer zaman temalı filmlerden ayıran en önemli özellik, klasik anlamda bir zaman makinesi kullanmaması. Filmde karakterler belirli bir tarihe ışınlanmıyor. Bunun yerine nesnelerin ve insanların zaman içerisindeki hareket yönü tersine çevriliyor.

Film bu durumu “entropinin tersine çevrilmesi” fikri üzerinden açıklıyor. Normal zamanda ilerleyen biri açısından tersine çevrilmiş bir nesne geriye doğru hareket ediyor gibi görünüyor. Ancak tersine çevrilmiş kişi için kendi hareketleri normal, çevresindeki dünya ise geriye doğru akıyor.

Bu nedenle bir kurşun silaha doğru geri dönebiliyor, parçalanmış bir nesne yeniden birleşebiliyor veya aynı olay farklı zaman yönlerinde bulunan kişiler tarafından tamamen farklı biçimlerde yaşanabiliyor.

Filmin bilimsel açıklamaları karmaşık görünse de temel fikir aslında şu soruya dayanıyor:

Aynı olay hem ileriye hem de geriye doğru yaşanırsa sonuçları nasıl değişir?

Aynı Sahnenin İki Farklı Yüzü

Christopher Nolan, tersine işleyiş fikrini yalnızca diyaloglarla anlatmakla yetinmiyor. Filmin bazı önemli sahnelerini daha sonra farklı bir zaman yönünden tekrar gösteriyor.

İlk izleyişte anlaşılmayan bir hareketin, karşılaşmanın veya kazanın nedeni hikâye ilerledikçe ortaya çıkıyor. Böylece izleyici yeni bir olay görmek yerine daha önce gördüğü bir olayın eksik kalan tarafını keşfediyor.

Özellikle Oslo’daki havaalanı sekansı, otoyol takibi ve filmin finalindeki büyük operasyon bu anlatım biçiminin en etkileyici örneklerini oluşturuyor. İleri ve geri akan zamanın aynı kadrajda buluşması, aksiyon sahnelerine daha önce benzerine az rastlanan bir yapı kazandırıyor.

Film ilerledikçe seyirci, bazı olayların henüz gerçekleşmediğini değil, belki de çoktan gerçekleşmiş olduğunu fark ediyor.

Nolan İzleyiciden Dikkat İstiyor

“Tenet”, arka planda açık bırakılıp rahatlıkla takip edilebilecek bir film değil. Birkaç saniyelik bir görüntü, kısa bir diyalog veya karakterin yaptığı küçük bir hareket ilerleyen bölümlerde önem kazanabiliyor.

Christopher Nolan, seyirciye bütün cevapları açık biçimde vermiyor. Filmin dünyasına ilişkin kuralları parça parça açıklıyor ve izleyicinin bu parçaları birleştirmesini bekliyor. Bu tercih filmi dikkat çekici kıldığı kadar zorlaştırıyor.

Karakterlerin görevleri, zaman içindeki konumları ve birbirleriyle ilişkileri ilk izleyişte tamamen anlaşılmayabilir. Ancak bu durum filmin başarısızlığından çok bilinçli anlatım tarzının bir sonucu. “Tenet”, ikinci kez izlendiğinde yeni bağlantılar kurduran yapımlardan biri.

İlk izleyiş olayları yaşamak, ikinci izleyiş ise olayların nasıl kurulduğunu anlamak için yapılıyor.

John David Washington ve Robert Pattinson Uyumu

John David Washington, Başkahraman rolünde fiziksel performansı ve soğukkanlı tavrıyla güçlü bir merkez oluşturuyor. Karakterin geçmişine ilişkin çok az bilgi verilmesi, onu klasik bir kahramandan çok izleyicinin filmdeki temsilcisine dönüştürüyor. Başkahraman da seyirci gibi karşılaştığı dünyanın kurallarını görev ilerledikçe öğreniyor.

Robert Pattinson’ın canlandırdığı Neil ise filmin en dikkat çekici karakterlerinden biri. Rahat tavırları, olaylara hâkim görünmesi ve Başkahraman’la kurduğu ilişki, hikâyenin duygusal tarafını güçlendiriyor. Neil’in bazı konularda bildiklerini sakladığı hissi filmin sonuna kadar devam ediyor.

Elizabeth Debicki, Rus oligark Andrei Sator’ın eşi Kat rolünde hikâyeye insani bir boyut katıyor. Kenneth Branagh ise Sator karakteriyle filmin karanlık ve tehditkâr tarafını temsil ediyor. Oyuncu kadrosunda ayrıca Dimple Kapadia, Michael Caine ve Aaron Taylor-Johnson da yer alıyor.

Görsel Efektin Ötesinde Gerçek Aksiyon

“Tenet”in en güçlü taraflarından biri, tersine hareket eden aksiyon sahnelerinin yalnızca bilgisayar efektlerine dayanmaması. Araç takipleri, patlamalar ve dövüş koreografileri mümkün olduğunca gerçek çekimlerle oluşturulmuş.

Karakterlerin bir bölümü hareketlerini normal biçimde yaparken diğerlerinin aynı koreografiyi tersine uygulaması, sahnelere fiziksel bir ağırlık kazandırıyor. İleri giden araçlarla geriye hareket eden araçların aynı anda yer aldığı bölümler, filmin teknik başarısını açıkça gösteriyor.

Hoyte van Hoytema’nın görüntü yönetimi ve Jennifer Lame’in kurgusu, iki farklı zaman yönünün anlaşılabilmesi açısından büyük önem taşıyor. Film, görsel efektleriyle 93. Akademi Ödülleri’nde En İyi Görsel Efekt Oscar’ını kazanmıştı.

Müziği Gerilimi Sürekli Yükseltiyor

Ludwig Göransson tarafından hazırlanan müzikler, filmin zamanla kurduğu ilişkiyi destekliyor. Bazı seslerin tersine çevrilmiş hissi vermesi, düşük frekanslı güçlü ritimler ve giderek hızlanan müzik kullanımı, sahnelerdeki baskıyı artırıyor.

Müzikler yalnızca aksiyona eşlik etmiyor; zamanın doğru yönde akmadığı hissini de seyirciye aktarıyor. Ancak filmin gösterime girdiği dönemde müzik ve çevresel seslerin bazı diyalogların önüne geçtiği yönünde eleştiriler de yapılmıştı.

Bu durum özellikle filmin karmaşık dünyasını ilk kez anlamaya çalışan izleyiciler açısından takip güçlüğü oluşturabiliyor.

Filmin Güçlü ve Zayıf Tarafları

“Tenet”, özgün fikri, teknik başarısı, gerçekçi aksiyon sahneleri ve iki yönlü zaman kurgusuyla bilim kurgu sinemasında ayrı bir yerde duruyor. Filmin bazı sahneleri yalnızca izlenmiyor; nasıl çekildiği de merak ediliyor.

Buna karşılık yapımın duygusal yönü, karmaşık anlatımının gerisinde kalabiliyor. Başkahraman’ın geçmişinin neredeyse hiç anlatılmaması, seyircinin karakterle bağ kurmasını zorlaştırıyor. Bazı bilimsel açıklamalar ise olayları kolaylaştırmak yerine daha karmaşık hâle getirebiliyor.

Ancak “Tenet”in amacı herkesin ilk izleyişte rahatlıkla çözeceği bir hikâye anlatmak değil. Nolan, izleyicinin filmle uğraşmasını, ayrıntıları tartışmasını ve yapımı yeniden izlemesini istiyor.

İzlenmeye Değer mi?

“Tenet”, kolay tüketilen bir aksiyon filmi değil. Dikkat, sabır ve zaman zaman filmi yeniden düşünme isteği gerektiriyor. Her ayrıntıyı ilk izleyişte anlamaya çalışmak, seyir zevkini azaltabilir. Filmin dünyasına teslim olup olayların akışını izlemek, bazı bağlantıları daha sonra kurmak çok daha doğru bir yaklaşım olabilir.

Bilim kurgu, casusluk ve büyük ölçekli aksiyon sevenler için son derece etkileyici bir yapım. Özellikle “Başlangıç”, “Yıldızlararası” ve “Prestij” gibi Christopher Nolan filmlerini sevenlerin “Tenet”te de yönetmenin zaman, hafıza ve gerçeklik takıntısının izlerini bulması mümkün.

“Tenet”, sona erdiğinde tamamen biten filmlerden değil. Final sahnesinin ardından hikâye zihinde geriye doğru işlemeye devam ediyor. Belki de filmin en büyük başarısı, zamanın yalnızca perdede değil, izleyicinin düşüncelerinde de tersine akmasını sağlaması.

Editörün puanı: 8,5/10