Adıyaman Merkez ilçesine bağlı Yenimahalle’de yıkılan ve 77 kişinin yaşamını yitirdiği Akabe Sitesi’nin fenni mesulü Mimar Salih Doğan ile betonarme sorumlusu İnşaat Mühendisi Ramazan Turan hakkında, “bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçundan açılan davanın ikinci duruşması bugün yapıldı. Sanıklardan Salih Doğan, sağlık sorunu yaşadığı iddiasıyla duruşmaya katılmadı. Mahkeme kararı sonrası, 2 sanık adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

“Bu Davaların Peşini Bırakmayacağız”
Akabe Sitesi’nde ablasını, dört yeğenini ve eniştesini kaybeden Doğan İlik, şunları söyledi:
“Dava yine ertelendi. Ertelenme tarihini de henüz bilmiyoruz. İlk duruşmadaki hayal kırıklıklarımız devam ediyor. Sanıkların tutuklu yargılanmasına ilişkin taleplerimiz bir kez daha reddedildi. Bu davalar sürecek, sürmeye devam edecek. Onlar bizi bezdirmeye çalışıyorlar ama biz hiçbir şekilde yılmayacağız, bezmeyeceğiz. Yakınlarını kaybetmiş aileler olarak adalet peşindeyiz. Yakınlarını kaybetmiş aileler olarak, Adalet Peşinde Aileleri Platformu adına bu davaların peşini bırakmayacağız, bütün hukuki süreçleri sonuna kadar takip edeceğiz.
Buradan sizlerin aracılığıyla tüm kamuoyuna, tüm topluma sesleniyorum: Deprem davalarına destek olun. Dayanışma yaşatır, dayanışma büyütür, dayanışma güç verir. Lütfen bizleri yalnız bırakmayın. Bizim mücadelemiz hepimiz için.”

“Deprem Davalarında İlerleme Yok”
Platform adına konuşan Adalet Peşinde Aileleri Platformu Adıyaman Temsilcisi Celal Gezer, bugün görülen duruşmanın son derece sorunlu geçtiğini belirterek, “Hakikaten bugün çok sorunlu bir duruşmadaydık. Dosyada herhangi bir gelişme yok. Daha önce belirtilmiş olmasına rağmen bilgiler talep edilmiş, ancak gelmemiş; herhangi bir ilerleme yok” dedi.
“53 Bin Can Kaybına Karşılık Sadece 201 Tutuklu Var”
Gezer, kamuoyuna deprem davalarında yaşanan genel problemlere dikkat çekerek, “Ben kamuoyuna genel olarak deprem konusunda yaşadığımız problemleri iletmek istiyorum. Geçen gün eski Adalet Bakanı, 6 Şubat depreminde 35 bin 355 binanın yıkıldığını, 53 bin insanın hayatını kaybettiğini söyledi. 35 binden fazla binanın yıkıldığı deprem dosyalarında 2 bin 600 dava açılmış ve tutuklu sayısı sadece 201. Düşünün; 53 bin insan hayatını kaybetmiş, 35 binden fazla bina yıkılmış ve tutuklu sayısı 201. 80 kişinin hayatını kaybettiği Besni Yukarı Şehir Kooperatifi Evleri davasında, depremden sonra 13 Şubat 2023’te yakalanan sanıklar Şükrü İşitmen ve oğlunun bir yıl dolmadan tahliye edildi. 22 Ekim 2024’teki ilk duruşmaya katılmayarak firar etti. Depremin üzerinden üç yıl geçtikten sonra, geçen hafta görülen duruşmada sanıklar hakkında kırmızı bülten çıkarılıyor. Şükrü İşitmen ve oğlu 490 gündür firari durumda. Bu durum, ailelerin acısını katmerlendirerek artırıyor. Yine deprem davalarında bir başka skandal da şu: Adıyaman’da yıkılan Uğur Apartmanı’nda 9 kişi hayatını kaybediyor. 23 Eylül 2024’te görülen duruşmada Dokuz Eylül Üniversitesi’nden bilirkişi raporu istenmesine karar veriliyor ve dava 4 ay sonraya erteleniyor. Geçen gün görülen duruşmada ise 4 ay boyunca dava dosyasının Dokuz Eylül Üniversitesi’ne gönderilmediği ortaya çıkıyor ve dava Mayıs ayına erteleniyor” ifadelerini kullandı.
‘İsias Otel Kararı’na Tepki
19 Ocak’ta görülen ve 72 kişinin hayatını kaybettiği İsias Oteli kamu görevlileri davasının gerekçeli kararına da değinen Gezer, mahkemenin sanıkları “bilinçli taksir” kapsamında değerlendirdiğini hatırlattı. Mahkemenin iki büyük deprem gerekçesini öne sürdüğünü belirten Gezer, otelin ilk depremde yıkıldığını, ikinci depremde yıkılacak bir şey kalmadığını ifade ederek, “72 insan hayatını kaybetmiş. Mahkeme, bu kişilerin ‘şanslarına güvenerek’ iş yaptığını tespit etmiş ve sanıklara 10 yıl ceza vermiş. 72 insanın canı niye birilerinin şansına bağlı, kimse bunu sormuyor” sözleriyle karara tepki gösterdi.
Adalet Peşinde Aileleri Platformu olarak deprem dosyalarının peşini asla bırakmayacaklarını vurgulayan Celal Gezer, “Her dosya artık bizim şahsi meselemizdir; sevdiklerimize olan borcumuzdur, millet borcudur. Bilirkişi raporlarıyla sorumlulukları tespit edilen kişilerin mutlaka ve mutlaka olası kastla yargılanmasını sağlayacağız. Bu ülkeye adalet, hepimiz halk olarak deprem dosyalarına sahip çıkarsak, olası kastla verilecek cezalarla gelecektir; bunu hep birlikte mutlaka sağlayacağız” dedi.
Gezer’den “Platforma Güç Verin” Çağrısı
Kamuoyuna da çağrıda bulunan Gezer, “Türkiye’nin o iyi insanlarına, yüreği haktan, adaletten, hukuktan yana olan o güzel insanlara sesleniyorum: Gelin aramıza katılın, platformumuza destek verin, güç verin. Güç verin ki geride bıraktığımız o onurlu insanlara direnişimizi gösterelim, manevi borcumuzu ödeyelim. Gelin ki bundan sonraki depremlerde, yıkımlarda, afetlerde, göçüklerde sevdiklerimiz hayatını kaybetmesin. Unutmak yok” dedi.

“Adalet İstiyoruz”
Depremde kızını ve bir bacağını kaybeden Zeliha Kaya, “Ben depremi en ağır şekilde yaşayan, iki gün enkaz altında çocuklarımla kalan mağdurlardan biriyim. Kızımı kaybettim. Ben de adalet istiyorum. O kadar kötü bir binaydı ki biz depremi hissetmeden yıkıldı. Biz oturuyorduk, yatmıyorduk bile. Onun için bundan sonraki annelerin ciğeri yanmasın, kimse benim gibi yarım kalmasın. Adalet istiyoruz, lütfen” dedi.
“Sanık, ‘Boşuna Geliyorsunuz’ Dedi”
İlk duruşmada sanık Ramazan Turan ile yaşadığı bir diyaloğu paylaşan Kaya, “Sanık Ramazan Turan… Ben hiç tanımıyorum. İnşaat mühendisi mi, nedir bilmiyorum. Bir önceki duruşmada yanında oturdum, aramızda sohbet ettik. Bana “Boşuna geliyorsunuz” dedi. Ben de “Kızımın katilini tanımak istiyorum” dedim. İki defa yüzüme bakarak “Katil benim” dedi. Buna rağmen mahkeme salonunda bu nasıl bir cesaret, bu nasıl bir küstahlık? Aramızda bir husumet yok, birbirimizi tanımıyoruz. Deprem büyüktü ama biz ağır hasarla da çıkabilirdik; bina eski değildi” ifadelerini kullandı.

“Deprem Bizi Öldürmeden, Müteahhitler Öldürdü”
Başka annelerin aynı acıyı yaşamaması için adalet istediklerini ifade eden Kaya, “Bunların cesaretinin kırılması, başka mühendislerin bu cesaretten yararlanmaması, başka annelerin yüreğinin benimki gibi yanmaması için adalet istiyoruz. Benim kızım artık gelmez, benim bacağım gelmez, benim kaybettiklerim gelmez ama bundan sonrakiler daha rahat yaşayabilir. Deprem bizi öldürmeden, müteahhitler öldürdü. Biz “Müslümanız” diye geçiyoruz ama bizde adalet yok. Kızım Almanya’da oturuyordu. Diyor ki: “Anne, orada kurallar o kadar güzel ki…” Ben de dedim ki “İnsanlar dürüst olduğu için mi?” “Yok anne,” dedi, “Cezalar o kadar ağır ki mecburen kurallara uyuyorlar.” Biz imanlıyız, Müslümanız diyorsak lütfen bu işte parmağı olan herkesin ceza almasını istiyoruz. Adıyaman’a gelmek istemiyorum. Ben şu anda Ankara’da yaşıyorum. O kadar yüreğim yanıyor ki buraya geldiğimde enkazı hatırlıyorum, kızımın bağırışlarını hatırlıyorum” dedi.
“Neyi Bekliyoruz?”
Gezer, açıklamasının sonunda, ” Acılı ve yaralı bir anneye bir sanık açık açık, “Katil benim, ne yapacaksın?” diyebiliyor. Sayın Adalet Bakanı, bu sanık bu gücü kimden alıyor? Üstelik bu sanık hala tutuklu değil, bunun gibi sanıklar hala tutuklu değil. Neyi bekliyoruz?” ifadelerini kullandı.
Kaynak: RSS
