23 Nisan: Bir Bayramdan Fazlası

23 Nisan: Bir Bayramdan Fazlası

Ben 98 çocuğuyum.

Sanırım 23 Nisan’ı en güzel haliyle yaşayan şanslı nesillerden biriyim.

Hatırlıyorum; 23 Nisan gösterisi için saçımı kuaförde yaptırdığım gün kendimi dünyanın en mutlu ve en güzel kızı gibi hissederdim. Her 23 Nisan sabahı büyük bir heyecanla uyanırdım. Hatta çoğu zaman yağmur yağardı ama bu bile mutluluğumu azaltmazdı. Günler öncesinden hazırlıklar başlar, gösteriler için provalar yapılır, öğretmenlerimizle birlikte o büyük güne hazırlanırdık.

Evde tatlı bir telaş olurdu. Ama o sabahların değişmeyen bir tarafı vardı.

Kahvaltı.

Annemin beni kahvaltı yaptırmadan okula gönderdiğini hiç hatırlamam.
Gösteri günü olsa bile… Evde bir koşuşturma olurdu ama masa mutlaka kurulurdu. Belki hızlı olurdu ama mutlaka yapılırdı.

Şimdi geriye dönüp baktığımda, o sabahların sadece bir bayram heyecanı olmadığını daha iyi anlıyorum. O sabahlar aynı zamanda bir alışkanlığın da parçasıydı. Düzenli öğünler, evde kurulan sofralar ve küçük ama önemli alışkanlıklar… Belki o zaman farkında değildik ama bunlar sağlıklı büyümenin en doğal parçalarıydı.

Bugün ise 23 Nisan hala çok özel bir gün. Ama çocukların yaşam alışkanlıkları biraz daha farklı. Birçok çocuk güne kahvaltı yapmadan başlıyor. Gün içinde öğün düzeni kaybolabiliyor. Atıştırmalıklar ana öğünlerin yerini alabiliyor. Özellikle okul çağındaki çocuklarda kahvaltı alışkanlığının azalması dikkat çekiyor. Oysa kahvaltı, çocuklar için yalnızca bir öğün değildir; güne başlarken ihtiyaç duydukları enerjinin en önemli kaynaklarından biridir.

Bir diğer önemli konu ise okul kantinleri. Çocukların günün büyük bir bölümünü geçirdiği okul ortamında ulaşabildikleri besinler, tercihlerini doğrudan etkiliyor. Renkli ambalajlar, şekerli içecekler, hızlı tüketilen atıştırmalıklar çocuklar için cazip olabilir. Ama gelişim çağındaki çocukların ihtiyacı olan şeyler aslında çok daha sade:
Dengeli öğünler, gerçek gıdalar ve düzenli beslenme.

Bir başka dikkat çeken konu ise su tüketimi. Birçok çocuk gün içinde yeterince su içmiyor. Bunun yerine şekerli içecekler tercih edilebiliyor. Oysa su tüketimi; dikkat, enerji ve genel sağlık açısından oldukça önemli. Bazen çocukların yorgunluk ya da dikkat dağınıklığı gibi durumlarının arkasında bile yetersiz su tüketimi olabiliyor.

Eskiden 23 Nisan gösterileri için günlerce prova yapardık. Koşardık, oynardık, yorulurduk. Bugün ise çocukların hareket alanı giderek azalıyor. Ekran süreleri artıyor. Hareket azaldıkça iştah dengesi de değişebiliyor. Ve bu durum, çocukların genel sağlığını doğrudan etkileyebiliyor.

Mustafa Kemal Atatürk, 23 Nisan’ı çocuklara armağan ederken aslında çok güçlü bir mesaj veriyordu. Çocukları yalnızca bugünün neşesi olarak değil, yarının teminatı olarak görüyordu. Ve bir toplumun geleceğini konuşurken çocukların sağlığını konuşmadan ilerlemek mümkün değil.

Belki de bu yüzden 23 Nisan’a sadece bir bayram olarak değil, bir hatırlatma olarak bakmak gerekiyor. Çocukların sağlığı, alışkanlıkları ve yaşam biçimi… Bunların hepsi geleceğin bir parçası.

23 Nisan’da çocukların elinde bayraklar olacak.
Ama o bayrağı taşıyacak olan yalnızca bugünün heyecanı değil; yarının sağlığı olacak.

Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bu anlamlı günde, sadece törenleri değil, çocukların sağlığını da hatırlayalım. Sofralarımızı biraz daha özenle kuralım. Kahvaltıları atlamayalım. Çocukların tabağına biraz daha dikkatle bakalım. Çünkü geleceği büyütmek bazen küçük bir sofrayla başlar.

Çocukların neşesiyle, bayrakların gururuyla, geleceğe duyduğumuz umutla…
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun!

Exit mobile version