8 Mart Dünya Kadınlar Günü, her yıl kadınların emeğini, gücünü ve hayatın her alanındaki yerini yeniden hatırladığımız bir gün. Bu gün yaklaşırken televizyonlarda, sosyal medyada ve vitrinlerde kadınlara özel mesajlar, reklamlar ve kampanyalar sıkça karşımıza çıkar. Markalar kadınların gücünü anlatan videolar yayınlar, kurumlar kutlama mesajları paylaşır, çiçekler verilir, etkinlikler düzenlenir. Kısacası kadınların hayatın her alanındaki emeği ve katkısı bir kez daha görünür hale gelir.
Ancak bir diyetisyen olarak yıllardır danışanlarımla yaptığım görüşmelerde fark ettiğim başka bir gerçek daha var. Mesleğim gereği çok sayıda kadınla birebir konuşma fırsatı buluyorum ve çoğu zaman farklı hayatların içinde aynı hikâyeye rastlıyorum: Kadınlar çoğu zaman herkesle ilgilenirken kendilerini en sona bırakıyor.
Görüşmelerimde kadın danışanlarımla konuşurken sık duyduğum bir cümle vardır:
“Hocam aslında kendime pek dikkat edemiyorum.”
Bu cümlenin devamı da çoğu zaman birbirine benzer.
“Çocukların düzeni var.”
“Evle ilgileniyorum.”
“İş çok yoğun.”
“Gün nasıl geçiyor anlamıyorum.”
Aslında bu sözler yalnızca bir beslenme alışkanlığını değil, birçok kadının günlük hayatını anlatır. Çünkü çoğu zaman kadınlar önce evini, ailesini, işini, çocuklarını düşünür; kendi ihtiyaçları ise fark edilmeden listenin en sonuna kalır.
Bu durum beslenme alışkanlıklarında da çok net görülür. Birçok kadın sabah önce evdeki herkesin kahvaltısını hazırlar ama kendi kahvaltısı çoğu zaman ayaküstü geçişir. Gün içinde herkesin ihtiyacı düşünülür ama kendi öğünü bazen bir kahveyle geçer. Akşam ise günün yorgunluğu içinde “artık ne varsa” ile sofraya oturulur.
Oysa aynı kadınlara baktığınızda, söz konusu sevdikleri olduğunda inanılmaz bir özen görürsünüz. Çocuklarının beslenmesini düşünür, eşinin ne yediğini önemser, ailesinin sağlığı için uğraşır. Kısacası birçok kadın başkalarının tabağını büyük bir özenle doldururken kendi tabağını çoğu zaman ikinci plana bırakır.
Yıllar içinde bu küçük ihmaller büyür. Sürekli yorgunluk hissi, demir eksikliği, halsizlik, baş ağrıları, kilo dalgalanmaları… Birçok kadın bunları hayatın doğal bir parçası gibi kabul eder. Oysa çoğu zaman beden yalnızca uzun süredir ihmal edildiğini anlatmaya çalışıyordur.
Beslenme yalnızca kilo ile ilgili bir konu değildir. Beslenme; enerji, dayanıklılık, odaklanma ve ruh haliyle doğrudan ilişkilidir. Özellikle kadınlarda demir eksikliği ve tiroit problemlerinin oldukça yaygın olduğunu düşündüğümüzde düzenli ve dengeli beslenmenin önemi çok daha net ortaya çıkar.
Bunu yalnızca mesleki gözlemlerimle değil, zaman zaman kendi hayatımda da fark ediyorum. Gün yoğunlaştığında öğünü ertelemek gerçekten çok kolaydır. Ama yıllar içinde şunu anlıyorsunuz: Kendine iyi bakmak için büyük boşluklara değil, küçük farkındalıklara ihtiyaç vardır. Bazen gerçekten oturup bir öğün yemek, su içmeyi hatırlamak ya da birkaç dakika durmak bile beden için sandığımızdan çok daha kıymetlidir.
Kadınların toplumdaki yeri ve değeri konusunda Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözü ise hep anlamını koruyacaktır:
“Dünyada her şey kadının eseridir.”
Bu söz yalnızca bir övgü değildir. Aynı zamanda toplumun temelinde kadınların emeğinin ne kadar büyük olduğunu hatırlatan güçlü bir gerçektir. Cumhuriyet’in ilk yıllarında kadınlara verilen haklar da bu bakışın en önemli göstergelerinden biridir.
Ancak güçlü olmak her şeyi tek başına taşımak anlamına gelmez. Uzun yıllar boyunca ben de güçlü olmak kavramını biraz böyle düşündüm. Her şeye yetişmek, yorulduğunu belli etmemek, her sorumluluğu tek başına üstlenebilmek… Sanki güçlü olmak biraz da bunları başarabilmekti.
Oysa zamanla şunu fark ediyorsunuz: Gerçek güç bazen durabilmekte, kendine de aynı özeni gösterebilmekte ve sağlığını ertelememekte saklıdır.
Bu yüzden 8 Mart’ta kadınların emeğini konuşurken küçük ama önemli bir hatırlatma yapmak isterim:
Başkalarının tabağını doldururken kendi tabağınızı da ihmal etmeyin.
Çünkü kadınlara gösterdiğimiz özen ve saygı sadece bir gün hatırlanacak bir konu değildir. Kadınların emeğini, sağlığını ve hayatın içindeki görünmeyen yükünü yalnızca bugün değil, her gün hatırlamak gerekir.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günümüz kutlu olsun.

YORUMLAR