Gebelikte Şeker Çıktı Diye Panik Yok: Gestasyonel Diyabeti Anlayalım

Gebelikte Şeker Çıktı Diye Panik Yok: Gestasyonel Diyabeti Anlayalım

Gebelik başlı başına bambaşka bir dönem. Hem bedenen hem duygusal olarak insanın dengesi değişiyor. Bir de bunun üzerine “şekerin biraz yüksek çıkmış” cümlesini duyunca, çoğu anne adayı bir anda panikliyor. Danışanlarımda da bunu çok görüyorum: İlk anda korku, sonra internetten okunan karışık bilgiler, ardından “ben artık hiçbir şey yiyemeyecek miyim?” endişesi… Oysa gestasyonel diyabet dediğimiz şey, doğru yönetildiğinde hem anne hem bebek için gayet güzel kontrol altına alınabilen bir durum.

Önce şu kısmı netleştirelim: Gestasyonel diyabet, gebelikte ortaya çıkan kan şekeri yüksekliğidir. Her hamilelikte olacak diye bir şey yok ama bazı kadınlarda gebeliğin ilerleyen haftalarında hormonların etkisiyle vücut insülini daha zor kullanmaya başlar. Yani aslında bu durum çoğu zaman “anne bir şeyleri yanlış yaptığı için” değil, gebeliğin getirdiği doğal değişimlerle ilgilidir. Bu yüzden en başta suçluluk duygusunu bir kenara bırakalım. Burada mesele suçlu aramak değil; şekeri dengelemeyi öğrenmek.

Tam bu noktada aklıma hiç unutamadığım bir anım geliyor. Bir gün bir danışanım panik olmuş bir şekilde kapıdan içeri girdi. Sadece kendisi değil, eşi de oldukça tedirgindi. Gestasyonel diyabet çıkmıştı ve üstelik ikiz gebeliği vardı. Hani bazen öyle anlar olur ya… İnsan bildiğini bile bir an unutabilir. Ben de o gün tam olarak öyle hissettim. Çünkü karşımda iki kat endişe, iki kat sorumluluk ve “ne olacak şimdi?” korkusu vardı. Ama sonra derin bir nefes aldık. Adım adım plan yaptık. Düzeni kurduk. Kan şekerini takip ettik. Tahlillerimizi toparladık. Ve en güzeli şu: Bunu yaparken “hiçbir şey yemeden” değil, doğru şekilde beslenerek yaptık. Evet, meyve yiyerek bile… Süreci o kadar güzel yönettik ki doğumdan sonra hem annenin hem de bebeklerin sağlıklı olduğunu öğrendiğim an, telefonu kapattıktan sonra mutluluktan ağladığımı hala çok net hatırlıyorum. Sanırım mesleğimde “iyi ki” dediğim anların başında geliyor.

Peki neden önemli? Çünkü gebelikte kontrolsüz yüksek kan şekeri, bebeğin gereğinden fazla kilo almasına, doğumun zorlaşmasına ve doğumdan sonra bebekte kan şekeri düşüklüğü gibi bazı risklere yol açabilir. Ama şunu da aynı netlikte söyleyeyim: Düzenli takip, doğru beslenme ve gerekiyorsa doktorun önerdiği tedavi ile bu riskler büyük ölçüde azaltılabilir. Yani gestasyonel diyabet “korkulacak bir son” değil, “yönetilecek bir süreçtir.”

Bu konuda şunu çok net görüyorum: Gestasyonel diyabeti olan annelerin en büyük hatası, bir anda her şeyi kesmeye çalışmak. “Ekmek yemeyeyim, meyve yemeyeyim, hiç karbonhidrat almayayım” gibi sert kararlar hem sürdürülemez oluyor hem de annenin enerjisini düşürüyor. Burada hedef, karbonhidratı tamamen silmek değil; doğru miktarda, doğru zamanda ve doğru şekilde tüketmek. Çünkü bebeğin gelişimi için de annenin dengeli beslenmesi gerekiyor.

Gestasyonel diyabette işin kilit noktası şu: Kan şekerini en çok yükselten şey, hızlı emilen karbonhidratlardır. Yani beyaz ekmek, hamur işleri, tatlılar, şekerli içecekler… Bunlar kan şekerini hızlı yükseltir, ardından hızlı düşürür ve kişiyi daha çabuk acıktırır. Bu yüzden daha çok “dengeli tabak” yaklaşımı işe yarar. Protein (yumurta, yoğurt, et, tavuk, balık), lif (sebze, salata) ve kontrollü karbonhidrat (tam tahıllar, bulgur gibi) bir araya geldiğinde kan şekeri daha dengeli seyreder. Yani tek başına meyve yemek yerine yanına yoğurt eklemek bile bazen ciddi fark yaratır.

Bir diğer önemli konu öğün düzenidir. Uzun süre aç kalıp sonra bir anda çok yemek, kan şekerini daha fazla dalgalandırır. Bu yüzden gebelikte zaten hassaslaşan vücut için daha düzenli aralıklarla beslenmek genelde daha rahat ettirir. Burada herkesin planı farklı olabilir ama “az az, sık sık ve dengeli” yaklaşımı birçok anne adayında işe yarıyor.

Ve tabii hareket… Hamilelikte doktorun izin verdiği ölçüde yapılan yürüyüşler, kan şekerini dengelemede gerçekten destekleyicidir. Herkes spor yapacak diye bir şart yok; bazen yemeklerden sonra 15-20 dakikalık hafif bir yürüyüş bile kan şekeri kontrolüne katkı sağlar. Küçük bir alışkanlık gibi görünür ama etkisi büyüktür.

Şunu da eklemek istiyorum: Gestasyonel diyabet tanısı alan anne adaylarının çoğu “Ben artık hiç tatlı yemeyecek miyim?” diye soruyor. Gerçekçi olalım; bu süreçte tatlı tüketimi sınırlandırılır, evet. Ama burada önemli olan “yasak” kelimesiyle korkmak değil; yerine ne koyacağını bilmek. Bazen tatlı isteğini bastırmak için daha dengeli ara öğünler planlamak, bazen tarçınlı yoğurt gibi seçeneklerle şekeri daha kontrollü tutmak mümkün olabiliyor. Yani mesele sadece kısıtlama değil, alternatif üretmek.

Gestasyonel diyabetin güzel bir tarafı da var: Çoğu kadında doğumdan sonra kan şekeri normale döner. Ama bu süreç, annenin kendi sağlığını daha yakından tanımasına da vesile olur. Çünkü gestasyonel diyabet geçiren kişilerde ilerleyen yıllarda tip 2 diyabet riski bir miktar artabilir. Bu yüzden doğum sonrası takip de önemlidir. Bu süreçte öğrenilen dengeli beslenme alışkanlıkları, aslında uzun vadede büyük bir kazanıma dönüşebilir.

Benim bu konuda en sevdiğim cümle şu:
Gebelik şekeri, “korkulacak bir etiket” değil; “daha bilinçli ilerleme fırsatıdır.”
Doğru bilgi, düzenli takip ve sakin bir planla bu süreç çok güzel yönetilir.

Umarım bu yazı biraz olsun içinizi rahatlatmış ve kafanızdaki soru işaretlerini azaltmıştır. Herkese sağlıklı günler diliyorum.

Exit mobile version