Ramazan ayının en çok fark edilen ama çoğu zaman üzerinde pek durulmayan durumlarından biri, günün özellikle son saatlerinde sabrın azalması ve duygusal hassasiyetin artmasıdır. Birçok kişi iftara doğru kendisini daha gergin, daha sabırsız ya da küçük uyaranlara karşı daha tepkisel hissedebilir. Bu durum çoğu zaman yalnızca “aç olmakla” açıklansa da aslında arkasında oldukça anlaşılır fizyolojik ve psikolojik mekanizmalar bulunur.
Gün boyunca besin alınmamasıyla birlikte kan glikoz düzeyinde doğal bir düşüş meydana gelir. Beyin enerji ihtiyacını büyük ölçüde glikozdan karşıladığı için bu değişime oldukça duyarlıdır. Kan şekeri seviyesindeki düşüş; dikkat, odaklanma ve duygu düzenleme süreçlerini etkileyebilir. Yapılan çalışmalar, düşük glikoz düzeylerinin sabır eşiğini azaltabileceğini ve bireylerin stresli uyaranlara karşı daha hassas hale gelebileceğini göstermektedir.
Uzun süreli açlıkta devreye giren hormonal yanıtlar da bu sürece katkı sağlar. Enerji dengesini koruyabilmek amacıyla kortizol ve adrenalin gibi stres hormonlarının salınımında artış görülebilir. Bu hormonlar fizyolojik olarak adaptif bir mekanizma olsa da bireyin kendini daha gergin ve huzursuz hissetmesine neden olabilir.
Açlık hissinin düzenlenmesinde rol oynayan ghrelin hormonunun gün içinde yükselmesi de iştahın artmasına ve zihinsel odağın daha çok yemek üzerine yönelmesine yol açabilir. Bu durum özellikle iftara yakın saatlerde sabırsızlık hissinin artmasını açıklayan önemli faktörlerden biridir.
Mideyi İyileştiren Şey Sadece İlaç Değil: Beslenmenin Gücü (Gastrit, Reflü, Helicobacter)
Fizyolojik süreçlerin yanı sıra davranışsal ve çevresel etkenler de göz ardı edilmemelidir. Günün sonuna doğru artan yorgunluk, susuzluk hissi ve zihinsel yük tolerans seviyesinin düşmesine katkıda bulunabilir. Ayrıca Ramazan ayında uyku düzeninde yaşanan değişiklikler, sirkadiyen ritmin etkilenmesine bağlı olarak duygu durum dalgalanmalarını artırabilir.
Ramazan ayı yalnızca beslenme düzenimizin değiştiği bir dönem değil, aynı zamanda bedenimizin verdiği sinyalleri daha dikkatli fark etmeyi öğrendiğimiz özel bir zaman dilimidir. İftara yakın saatlerde hissedilen sabırsızlık, vücudun enerji dengesini korumaya yönelik verdiği doğal bir yanıttır ve çoğu zaman düşündüğümüzden çok daha anlaşılır bir sürecin parçasıdır.
Belki de bu yüzden iftarın ilk anı yalnızca fiziksel bir rahatlama değil, aynı zamanda zihinsel bir gevşeme hissi de getirir. Gün boyunca yaşadığımız bu değişimleri fark etmek ve kendimize biraz daha anlayışla yaklaşmak, Ramazan’ın bize kazandırdığı en kıymetli farkındalıklardan biridir. Çünkü bedenimizi anlamaya başladığımızda, onu yönetmek de çok daha kolay hale gelir.
Bu vesileyle Ramazan ayının hepimize sağlık, denge ve huzur getirmesini diliyorum.
Herkese hayırlı Ramazanlar.

