Sebillll Sebillll
İçen Biliiiiiir
Soğumuş Ağam soğumuşşş
Buz gimi buzzzzzz
Sıcak yine sıcak,çocuk yine çocuktu…
Almanya’da su bile para ile derlerdi.
Gazoz daha hayatımıza yeni yeni
girmeye başlasa da renklerine göre isim veriyorduk
Beyaz gazoz
Sarı gazoz ve en son
Gara gazoz çıktığında 1968 yılında sömestre tatili için gittiğimiz Adana’da sinemada adının sonradan kola olduğunu öğrendiğim gara gazozu içen abimin şarap içtiğini sanarak anama söylemekle tehdit etmiştim.
İşte o günlerdi
Besni’de sayıları onu bulan şerbetçiler yaz aylarının vazgeçilmezlerindendi…
Ahmet Şaşmaz (Tuhtur Ahmet)
Mustafa Salık(Goruğun oğlu)
Ahmet Kafa (Çilman)
Mustafa Teknikel(Danacı)
Bekir Çeltikçi(Çöçün Bekir)
Müslüm Çalışkan
Kızılinli Şıho dayı (Şurupçu)
Ali Metin ve
Hüseyin Şaşmaz (Hakim Hüseyin)
Kış günleri birçoğu hamallıkla geçimlerini sağlayan şerbetçilerin farklı farklı çıngırak sesleri ve nidaları vardı. Çıngırak sesinden sokağa giren şerbetçinin kim olduğu bilinirdi. Kimisi “soğumuş ağam soğumuş” bir diğeri “içmeli ağam içmeli” öteki “içeennn biliiir” bir başkası “buz gimi buzzz” sesleri ile çarşıda tüm yerleri dolaşırlardı. Özellikle cuma günleri namaz çıkışında cami kapılarında sebil yapılırdı. Şerbetçinin bir dağıtımlık şerbet parası bir kişi tarafından toptan ödenir ve herkese bedava dağıtılırdı. Bu du rum bazen bir dileğin gerçekleşmesi sonucu adanmış ve yerine getirilmiş de olabilirdi. Her şerbetçinin bardaklığında dört cam bardak bir tanede metal
veya naylon bardak bulunurdu ve bu bardağa Haci’nin bardağı ismi verilmişti. Haci kendi halinde kimseye zararı olmayan yaşlı bir deliydi. Zaten bir ibrik ile tek elde taşınan su ile şerbet verilirken yıkanan bardak sağlıklı kimseleri hijyen konusunda ikna edebilirdi. Ama Haci ve benzeri deli ve meczupların içtiği bardağın temizliği diğer kişileri her ne kadar yıkansa da ikna etmeye yetmezdi. Haci ve benzerlerinin şerbet içme isteği de reddedilmez ve bu şekilde sorun giderilirdi. Hiçbir şerbetçi Haci ve benzerlerinden kesinlikle para almazdı.
Yeni dönem şerbetçilerinden Şerbetçi Paşa Yanar ve babadan şerbetçi Mustafa Tuna aynı çıngırak sesleri ile kola ve fantaya inat çarşı pazar dolaş salar da şerbetçilerin eski coşkusunu yakalamaları imkansız gibi görünüyor.
Şimdilerde pet veya karton bardaklar sayesinde tüm bardaklar Haci’nin olsa da şerbetlerin eski lezzeti kalmadı. Hoşgörünün çok güzel bir ifadesi olan bu uygulama Besni geçmişinde hep güzel bir anı olarak hafızlarımızda kaldı.
Çevre illerdeki şerbetçileri zaman zaman sorguladım. Hiçbir yerde Haci’nin bardağını bulamadım…
Bir Besni vardı…
Şerbetçiler güneşe şerbet satarlardı
Körüklenen sıcaklarla
Köşger pazarında yalın ayak
Bir uyuşukluk içerdik
Anlaması öylesine güç ki
Kösele meşin kokusu yudumlayarak
../.
Nuri Dayıoğlu

