Bir Sevda Durağı
Bir Gönül Mekanı
Bir sevda durağı
Bir gönül mekânıydı Nedim’in Gahvesi
Nice anlaşmazlıkların çözüm merkezi
Nice dostlukların başlama yeriydi…
Paraaaa al!
Paraaaa!
Baaaak!.. Oruya bi yaz boz ver yaz bozzz..
./.
On çayıııın biri Oralettttt!
Asmaaaalaarrr geldiiii…!!!
Sedaları hepimizin kulaklarında halen çınlamıyor mu?
Nedim’in Kahvesi’nde anısı olmayan Besnili var mı acaba ?
73 olan telefon numarasını bilmeyen olmazdı ki? Hangimiz gitmedik babamızdan harçlık almak için gurbetle sıla arasındaki iletişimin tek adresi askerden gelecek ilk mektuplar, hastalardan gelecek şifa haberlerinin toplanma merkeziydi.
Adı ilk günden beri Yıldız Kıraathanesi olsa da altmış yıldan beri o tabela orada asılı dursa da hiç kimse oraya o adı söylemedi.
Orası herkes için
Nedim’in Gahvesi’ydi
Hâlen de öyle değil mi?
Öyle anlamlı anılar var ki
Nedim’in Gahvesi ile ilgili;
Nedim’in Gahvesi’nin bir başka özelliği de orada çocukluğunda çalışan birçok küçük garsonun şimdi üniversite bitirmiş, önemli mevkîlerde kendine güvenli kişilikleri ile tanınmış olmalardır. Hatta son çıraklarından birisinin saygın bir milli eğitim müfettişi bir diğerinin şu anda büyük bir ilimizde Ağır ceza mahkemesi üyesi olduğunu biliyor muydunuz?
Aşağı Şehir’in çözülmeye başladığı 1940 lı yılların sonunaa doğru Hükümet Konağı, Belediye, Ortaokul ve Dumlupınar İlkokulu yukarı şehre yapılınca dönemin Belediye Başkanı A. Kadir Özbay (Haci Paşa) tarafından yaptırılan kahve ilk olarak Mustafa Kocamış (Boncuklu) tarafından işletilmiştir. Sonra Mehmet Havutlu ve Nedim Güleken’le birlikte kısa bir süre üç ortak olarak çalıştırılan kahve, diğer iki ortağın gurbet yolculuğunu seçmesi ile Nedim Güleken, sonrasında oğulları Hasan ve Mehmet ile her ikisinin çocukları tarafından kapandığı güne kadar işletilmiştir.
Nedim dayının son zamanları ve ölümünden sonra aynı bayrağı taşıyan ve aynı zamanda uzun süre Besni esnaf odası başkanlığı da yapan Hasan Güleken de altmışına varmadan ani bir ölümle aramızdan ayrıldı.
Aslında 2006 yılında Nedim dayının eşi Ümmü teyzenin vefatı ile başlayan beş yıl içinde ailenin peşini bırakmayan aksilikler ilk önce en küçük kardeş ve yine kahveye çok emeği geçmiş H. Bekir sonra Hasan ve geçtiğimiz günlerde en büyük ağabey Mehmet Güleken’in ölümü ile herkese iyi ki Ümmü bacı ölmüş de bu günleri görmedi dedirtti.
Küçüklüğümden beri birçok çevrenin iyi ve kötü gününde hep yanların da gördüğüm bu ailenin önemli fertlerinden Hasan abinin ölümü her Besnili gibi beni de derinden etkilemiş ve o günkü duygular ile ona ithafen hatta bir mısrası da ailesi tarafından mezar taşına yazılan bir şiir yazmıştım. O şiirin bir dörtlüğünü sizlerle paylaşmak istedim…
Besni’ye sevdalıydı ömrü boyunca
Torunlarını sevemedi ki doyunca
Dostları sizlere onu sorunca
Herkese hakkını helal etti dersiniz
Anılar… Anılar…
Üniversite sınavına çalışan genç bir kızımız çok çalışarak hazırlandığı üniversite sınavını kazanırsam Nedim’in Gahvesi’nin önünde göbek atacağım demiş ve bu sözünü gece yarısı da olsa yerine getirmiş.
Kahveci Nedim dayı, karısı Ümmü teyzeden çok olmasa da yaşça bir kaç yaş küçüktür. Bir sabah aldığı birkaç yük odunu eve gönderir. Odunu
evin önüne indiren köylü tekrar parasını almak için kahveye geleceğinden Ümmü teyze köylü ile eve iki basmet göndermesi için Nedim dayıya haber gönderir.
Kahveye gelen köylü Nedim dayıya seslenir;
Nedim dayı!
Anan iki basmet alsın salsın diyoooo!
Bu arada Nedim dayının kahkahası bütün kahveyi sarmıştır
Alehaaaa!
Bunu da mı ben örgetledim ağaam…
Nedim’in Kahvesi’nde,güvenirdik kozumuza
Çok şakalar da gitmezdi zorumuza
Vakkas dayı düz çekerdi çoğumuza
Gözümde tüter o eski günler…
../.
Söz burada tükense de şimdilerde ne Dişçi Mehmet Güvenç, ne de Şok market daha uzun yıllar yer tarifi için Nedim’in Gahvesi’nin egemenliğini ele geçireme yecek diye düşünenlerdenim.
Nedim’in Gahvesi anıları, güzellikleri ve dost lukları ile altmış bir yıllık serüvenini noktalasa da daha uzun yıllar sohbet lere konu olacak ve her zaman ufak bir gülümsemeyle de olsa anılacaktır.

