Gün içerisinde sosyal medya akışlarını sürekli kontrol etmek, kısa videolar arasında geçiş yapmak ve bildirimlere bakmadan duramamak dijital tüketimin günlük yaşam içerisindeki ağırlığını giderek artırıyor.
İhtiyaçtan fazla ve kontrolsüz dijital içerik tüketimi olarak değerlendirilen “dijital obezite”, sürekli yeni uyaranlara maruz kalan kişinin uzun süre bir konuya odaklanmasını, derinlemesine düşünmesini ve bilgiler arasında bağlantı kurmasını zorlaştırabiliyor.
“Temel Kriter Amaçsızca Tüketmek”
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haldun Narmanlıoğlu, dijital obeziteyi “çok ve çeşitli yemek yemenin ardından yaşanan mide fesadı” şeklinde tanımladı.
Mesleği nedeniyle ekran başında uzun süre çalışan kişilerin durumunun farklı olduğunu belirten Narmanlıoğlu, dijital obezitedeki temel kriterin “amaçsızca tüketmek” olduğunu söyledi.
Narmanlıoğlu, aşırı ekran maruziyetinin göz kuruluğu, uykusuzluk, boyun düzleşmesi ve duruş bozukluklarına da yol açabildiğini belirterek telefonların sessize alınması, gereksiz bildirimlerin kapatılması ve telefon ile tablet gibi cihazların yatak odasından uzak tutulmasını önerdi.
“Veri Kalorisi Zihnimizi Etkiliyor”
Geçmişte enformasyon bombardımanının daha çok haberlerle sınırlı olduğunu ancak günümüzde her türden içeriğin yoğun şekilde tüketildiğini ifade eden Narmanlıoğlu, bu durumu “veri kalorisi” kavramıyla açıkladı.
Fazla kalorinin vücutta oluşturduğu hantallığa benzer şekilde fazla “veri kalorisi”nin de zihni etkilediğini belirten Narmanlıoğlu, bunun hızlı karar verme, derin düşünme ve analitik düşünme gibi özellikleri olumsuz etkileyebildiğini söyledi.
Özellikle kısa videolar ve hızlı tüketilen sosyal medya içeriklerinin beyindeki ödül mekanizmasını harekete geçirerek “zahmetsiz dopamin salgılanmasına” neden olduğu ve dikkat süresini kısalttığı ifade edildi.
Odak Süresi 47 Saniyeye Düştü
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Araştırma Görevlisi Dr. Oğuz Gülleb ise dijital içeriklerin teknik olarak “abur cubur” gibi düşünülebileceğini belirtti.
Gülleb, dijital obezitenin fizyolojik olarak duruş bozukluğu, kilo alma ve göz sorunlarına; psikolojik açıdan ise dijital bağımlılığa geçişte öncül belirtilere neden olabileceğini söyledi.
2004 yılında yapılan bir araştırmada odak süresinin 2 dakikanın üzerinde olduğunu belirten Gülleb, bugün bu sürenin 47 saniyeye kadar düştüğünü aktardı.
Sabah İlk Yarım Saat Ekrandan Uzak Durun
Sabah uyanır uyanmaz telefona bakmanın ve kırmızı ışıkta beklerken dahi telefonu kontrol etme isteğinin dijital obezitenin belirtileri arasında bulunduğunu kaydeden Gülleb, güne ekranla başlamamayı önerdi.
Gülleb, uyandıktan sonraki ilk yarım saatin telefon, televizyon veya başka bir dijital ekrana bakmadan geçirilmesini, bu sürenin kişinin kendisine, ailesine veya kahvaltıya ayrılmasını tavsiye etti.
Sosyal medya uygulamalarının ana ekrandaki kısa yollarının kaldırılmasının da gereksiz ve amaçsız dijital içerik tüketiminin azaltılmasına yardımcı olabileceğini ifade etti.

