Gazeteci Krupa Padhy, Lancaster University bünyesindeki Dil Öğrenme Laboratuvarı’nda iki akademisyenle altı günlük kontrollü bir deney gerçekleştirdi. Çalışma; dilbilim ve bilişsel bilim profesörü Patrick Rebuschat ile biliş profesörü Padraic Monaghan eşliğinde yürütüldü.
Deney Tasarımı: 6 Gün, Her Gün 30 Dakika
Katılımcı, altı gün boyunca her gün 30 dakika süren görevleri tamamladı. Çalışma, bir kişinin yabancı bir ülkeye bırakıldığında dili doğal yollarla çözümleme sürecini simüle edecek şekilde kurgulandı.
Araştırmacılar özellikle “çapraz durumsal öğrenme” (cross-situational learning) yöntemini inceledi. Bu yöntem, beynin tekrar eden kelime ve yapı kalıplarını istatistiksel olarak analiz ederek anlam çıkarmasına dayanıyor.
Rebuschat’a göre insan beyni, çevresindeki dilsel örüntüleri düşündüğümüzden çok daha hızlı tespit edebiliyor. Ancak bu öğrenme çoğu zaman belirsizlik içinde ve doğrudan geri bildirim olmadan gerçekleşiyor.
Portekizce Bölümü: Kalıpları Tanıma Avantajı
Deneyin Portekizce kısmında katılımcıdan, duyduğu cümleyi iki farklı animasyon sahnesiyle eşleştirmesi istendi. Üç günün sonunda doğruluk oranı yüzde 90-100 seviyesine ulaştı.
Uzmanlara göre bu başarıda daha önce Fransızca ve İspanyolca öğrenmiş olmanın etkisi büyük. Beyin, benzer dil ailelerinden gelen kalıpları daha hızlı eşleştirerek anlam üretmeye başlıyor. Yani öğrenme süreci, tamamen sıfırdan başlamakla aynı değil.
Mandarin Bölümü: Tonlamanın Zorluğu
Mandarin testinde ise ton temelli “sözde kelimeler” kullanıldı. Mandarin’de ton farklılıkları kelime anlamını değiştirdiği için katılımcının ton algısı ölçüldü.
-
İlk oturumda doğruluk: %75
-
Üçüncü gün sonunda: %80
-
Sesli üretim testinde artış: %38’den %55’e
Bu sonuçlar şans seviyesinin üzerinde olsa da, tonlu dillerde ses üretiminin algıya kıyasla daha zor geliştiğini gösterdi.
Hızlı Öğrenme Var, Akıcılık Ayrı Bir Seviye
Deney, beynin yeni dil kalıplarını kısa sürede tanıyabildiğini doğruluyor. Ancak uzmanlara göre bu durum “akıcılık” anlamına gelmiyor.
Gerçek akıcılık için:
-
Sürekli maruz kalma
-
Sosyal etkileşim
-
Aktif konuşma pratiği
-
Anında geri bildirim
-
Kültürel bağlam bilgisi
gerekiyor. Bu süreç aylar hatta yıllar sürebiliyor.
Örnek olarak ABD’deki Defense Language Institute Foreign Language Center veriliyor. Yoğun ve günde 7 saate varan eğitime rağmen mesleki yeterlilik için yaklaşık 64 hafta gerekiyor.
Teknoloji Süreci Hızlandırabilir mi?
Sohbet robotları, sanal gerçeklik uygulamaları ve mikro öğrenme sistemleri pratik açısından önemli avantajlar sunuyor. Ancak uzmanlara göre kültürel nüanslar, deyimsel ifadeler ve bağlamsal anlamlar hâlâ insan etkileşimiyle daha etkili öğreniliyor.
Monaghan’ın vurguladığı önemli nokta şu:
Bir dili konuşmak ile o dili tüm incelikleriyle anlamak aynı şey değil.
Sonuç: 30 Günde Akıcılık Gerçekçi Değil
Deney, beynin yeni bir dili istatistiksel kalıp analizi yoluyla hızla kavrayabileceğini gösteriyor. Ancak sosyal medyada sıkça vaat edilen “30 günde akıcı konuşma” iddiası bilimsel verilerle desteklenmiyor.
Yeni bir dilde temel kalıpları tanımak mümkün.
Gerçek akıcılık ise disiplinli, uzun vadeli ve etkileşim temelli bir süreç gerektiriyor.
Kaynak: gazeteoksijen.com

