Avrupa Komisyonunun UFO yazışması ortaya çıktı
Avrupa Birliği kurumlarının, kamuoyunda UFO olarak bilinen “tanımlanamayan anomalili olaylara” yönelik çalışmaları bir yazışmayla gündeme geldi.
Euronews tarafından görülen Avrupa Komisyonunun savunma birimine ait belgeye göre Brüksel, en az 2023 yılından bu yana UAP olarak adlandırılan olayları takip ediyor.
Belgede, gelişen teknolojiler sayesinde tanımlanamayan cisimlerin daha iyi görülebildiği ve sınıflandırılabildiği ancak tespit kapasitesinin daha fazla geliştirilmesi gerektiği ifade edildi. Euronews araştırması
Malezyalı astronomlar 37 görüntü gönderdi
Sürecin, Malezya’da yaşayan amatör astronom bir baba ile oğlunun Ekim 2022’de Avrupa Komisyonuna gönderdiği mektupla başladığı belirtildi.
Amatör astronomların, ultraviyole ve kızılötesi teleskoplarla kaydettiklerini söyledikleri 37 hava ve uzay görüntüsünü Avrupa Komisyonuna ilettiği aktarıldı. Görüntülerdeki bazı cisimlerin uçaklar, askerî tesisler ve nükleer alanların yakınında görüldüğü öne sürüldü.
Komisyon, gözlemlerin Malezya hava sahasında gerçekleşmesi nedeniyle olayları doğrudan soruşturma yetkisine sahip olmadığını bildirdi.
Tespit kapasitesi artırılacak
Avrupa Komisyonu, verdiği yanıtta üye ülkelere Dünya çevresindeki uzay nesnelerini tespit etme kapasitesinin artırılmasını önereceğini belirtti.
Söz konusu çalışmaların yalnızca tanımlanamayan olayları değil, uydular ve uzay faaliyetleri açısından tehlike oluşturan uzay enkazını da daha iyi tespit etmeyi amaçladığı kaydedildi.
Komisyonun yazışmasında, geliştirilecek teknolojilerin bildirilen bütün vakaları açıklayacağının garanti edilemeyeceği ancak bazı olayların tanımlanmasına yardımcı olabileceği ifade edildi.
UFO yerine UAP ifadesi kullanılıyor
UFO kavramı yerine son yıllarda “Unidentified Anomalous Phenomena” ifadesinin kısaltması olan UAP kullanılıyor. Türkçeye “tanımlanamayan anomalili olaylar” şeklinde çevrilen kavram, yalnızca uçan cisimleri değil hava, uzay ve farklı ortamlarda açıklanamayan gözlemleri de kapsıyor.
UAP olarak kaydedilen bir olayın dünya dışı varlıklarla bağlantılı olduğu anlamına gelmediği özellikle vurgulanıyor. Bu gözlemlerin bazıları uçak, insansız hava aracı, uydu, meteorolojik olay, uzay enkazı veya görüntüleme hatası olarak açıklanabiliyor.
Pilotlar standart bildirim sistemi istiyor
Avrupa’daki bazı ticari pilotlar, UAP gözlemlerinin uçuş güvenliği kapsamında ayrı bir kategoride kayıt altına alınmasını talep ediyor.
Pilotlar, mesleki itibarlarının zarar göreceği endişesiyle çok sayıda gözlemin bildirilmediğini savunuyor. UAP Coalition Netherlands Başkanı Joachim Dekkers, pilotların gerçekleştirdiği gözlemlerin yaklaşık yüzde 90’ının rapor edilmediğini ileri sürdü.
Avrupa Parlamentosu üyeleri de 2025 ve 2026 yıllarında Avrupa Komisyonuna sundukları sorularda, UAP olayları için standartlaştırılmış bir bildirim sistemi oluşturulmasını talep etti. UAP Coalition Netherlands temsilcilerinin bazı Avrupa Parlamentosu üyeleriyle yaptığı görüşmeler de Parlamento kayıtlarında yer aldı. Avrupa Parlamentosu görüşme kayıtları
EASA: Sistematik güvenlik sorunu tespit edilmedi
Avrupa Birliği Havacılık Emniyeti Ajansı EASA ise pilotların uçuş güvenliğini etkileyebileceğini düşündükleri her türlü olayı mevcut sistem üzerinden bildirebildiğini açıkladı.
Ajans, elindeki bilgilerde UAP raporlarının ilave tedbir alınmasını gerektiren sistematik bir uçuş güvenliği sorunu oluşturduğuna ilişkin kanıt bulunmadığını bildirdi.
Avrupa Komisyonu da UAP olaylarının ulusal güvenlik ve savunma öncelikleri doğrultusunda üye ülkelerin sorumluluğunda bulunduğunu belirtti.
Fransa’da 106 olay açıklanamadı
Fransa, Avrupa Birliği içerisinde UAP olaylarını inceleyen ve devlet tarafından finanse edilen özel bir merkeze sahip tek ülke olarak öne çıkıyor.
Fransa Ulusal Uzay Araştırmaları Merkezine bağlı GEIPAN, 1977’den bu yana 3 bin 300’den fazla vakayı inceledi. Bunlardan 106’sının ayrıntılı incelemelere rağmen açıklanamadığı, 1.014 olayın ise yeterli veri bulunmadığı için sonuçlandırılamadığı bildirildi.
Uzmanlar, “açıklanamayan” ifadesinin dünya dışı bir kaynağın kanıtı olmadığını; yalnızca mevcut verilerin olayın nedenini belirlemeye yetmediğini vurguluyor.

