Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), eğitim alanında yaşanan şiddet olaylarına dikkat çekmek amacıyla “Şiddetsiz Okul Deklarasyonu”nu kamuoyuyla paylaştı. Açıklamada, eğitim sisteminin yapısal sorunlarına vurgu yapılarak kapsamlı reform çağrısında bulunuldu.
23 Maddelik Deklarasyon
Deklarasyonda; eğitimin kamusal, eşit ve ücretsiz olması gerektiği belirtilirken, bilimsel ve laik eğitim vurgusu öne çıktı. Müfredatın eleştirel düşünceyi geliştiren bir yapıya kavuşturulması gerektiği ifade edildi.
Sınav odaklı sistemin öğrenciler üzerinde baskı oluşturduğuna dikkat çekilen metinde, daha bütüncül ve eşitlikçi bir eğitim modelinin hayata geçirilmesi gerektiği vurgulandı.
Besni’de Eğitim Sen’den Şanlıurfa’daki Okul Saldırısına Tepki
Dikkat Çeken Talepler
Deklarasyonda ayrıca;
- Eğitim politikalarının demokratik süreçlerle belirlenmesi,
- Okullara yeterli bütçe ayrılması,
- Öğretmen istihdamında güvenceli modelin esas alınması,
- Okul güvenliğinin pedagojik ilkelere uygun sağlanması,
- Çocuk emeğini içeren uygulamaların sonlandırılması
gibi başlıklar öne çıktı.
Anma ve Eylem Çağrısı
Eğitim Sen Besni Temsilciliği tarafından yapılan duyuruda ise 20 Nisan Pazartesi günü öğretmenler odasında saygı duruşunda bulunulacağı, ardından deklarasyon metninin paylaşılacağı bildirildi. Ayrıca hafta boyunca siyah giyinilerek okullara gidileceği ifade edildi.
Eğitim Sen tarafından yayınlanan “Şiddetsiz Okul” Deklarasyonu (23 Madde)
1- Eğitim temel bir haktır; piyasacı politikalar derhal terk edilmeli, kamusal, eşit ve ücretsiz eğitim tüm öğrenciler için güvence altına alınmalıdır.
2- Eğitim sistemi bilimsel, laik ve anadilinde eğitim temelinde yeniden inşa edilmelidir. Müfredat, eleştirel düşünmeyi geliştiren, özgür bireyler yetiştiren bir içerikle düzenlenmelidir.
3- TYMM derhal iptal edilmeli; bilimsel, laik, demokratik, cinsiyet eşitlikçi ve anadilinde eğitimi esas alan, eleştirel düşünmeyi ve özgür bireyler yetiştirmeyi hedefleyen yeni bir müfredat hazırlanmalıdır.
4- Eğitim politikaları kapalı kapılar ardında değil, demokratik ve katılımcı süreçlerle belirlenmelidir.
5- Merkeziyetçi, hiyerarşik ve otoriter eğitim yönetimi terk edilmeli; eğitim emekçilerinin, öğrencilerin ve velilerin karar süreçlerine etkin katılımı sağlanmalıdır.
6- Sınav merkezli ve rekabet odaklı eğitim sistemi, öğrencileri yarıştıran, eğitim hakkını ölçme ve eleme aracına dönüştüren; çok yönlü gelişimi engelleyen, eşitsizlikleri derinleştiren ve psikolojik baskıyı artıran bir yapıya sahiptir. Bu anlayış terk edilmeli; öğrencilerin ilgi, yetenek ve ihtiyaçlarını esas alan, eşitlik ve dayanışmayı güçlendiren bütünlüklü bir eğitim modeli hayata geçirilmelidir.
7- İktidarın ideolojik aygıtı haline getirilen vakıf, dernek ve cemaatlerle yapılan başta ÇEDES olmak üzere tüm protokoller sonlandırılmalıdır.
8- Çocuk emeği sömürüsü anlamına gelen MESEM uygulaması derhal sonlandırılmalıdır.
9- Her okula merkezi bütçeden yeterli ve eşit pay ayrılmalı; eğitim kurumlarının temel ihtiyaçlarının karşılanması velilere ve bağışlara bırakılmadan kamusal sorumluluk olarak güvence altına alınmalıdır.
10- Öğretmen ihtiyacı güvencesiz ve esnek istihdam biçimleriyle değil, kadrolu ve güvenceli istihdam politikalarıyla karşılanmalı; ücretli ve sözleşmeli öğretmenlik uygulamalarına son verilmelidir.
11- Tüm öğrencilere en az bir öğün ücretsiz yemek, temiz ve erişilebilir su sağlanmalı; eğitim sürecine ilişkin tüm temel ihtiyaçlar kamusal olarak karşılanmalıdır.
12- Okullar, baskı ve korku üreten mekanizmalarla değil, özgürlük ve güven temelinde yeniden düzenlenmelidir. Kalabalık sınıflar, ikili öğretim ve fiziki yetersizlikler giderilmelidir.
13- Okul mimarisi ve fiziksel mekânlar, çocukların gelişimsel, pedagojik, sosyal ve kültürel ihtiyaçları esas alınarak planlanmalı; okullar, öğrencilerin özgürce gelişebileceği, kendini ifade edebileceği demokratik yaşam alanları olarak yeniden tasarlanmalıdır.
14- İstisnasız her okula yeterli sayıda psikolojik danışman atanmalıdır.
15- Okul güvenliği pedagojik ilkeler doğrultusunda sağlanmalı; öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin kendilerini güvende hissedecekleri ortamlar oluşturulmalıdır.
16- Öğretmenleri hedef haline getiren, mesleki saygınlığı zedeleyen uygulamalara son verilmelidir. Denetim adı altında baskı aracına dönüşen CİMER uygulaması kaldırılmalıdır.
17- Öğretmenleri asli görevlerinden uzaklaştıran tüm angarya uygulamalar derhal sonlandırılmalıdır.
18- Mesleki dayanışmayı zedeleyen kariyer basamakları sistemi kaldırılmalı; öğretmenlik mesleğini itibarsızlaştıran düzenlemeler iptal edilmelidir.
19- Öğretmenlik mesleğini değersizleştiren, eğitim fakültelerini işlevsizleştiren ve öğretmenleri güvencesizleştiren Milli Eğitim Akademisi modeli derhal kaldırılmalıdır.
20- Okullara giriş ve çıkışlarda gerekli güvenlik önlemleri alınmalı; ancak bu önlemler pedagojik ilkelere uygun olmalıdır.
21- Bireysel silahlanmanın önüne geçecek yasal ve idari düzenlemeler derhal hayata geçirilmelidir.
22- Türkiye, Birleşmiş Milletler tarafından yayımlanan Güvenli Okullar Bildirgesi’ni imzalamalı ve uygulamalıdır.
23- Eğitim alanında yaşanan sorunların baş sorumlusu olan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin derhal istifa etmelidir.

