1965-1975 arası yılları anlatan “Gözümde Tüter O Eski Günler” isimli kendi yazıp yönettiğim oyunun ilk sunum sahnesinde söze; hiç kimsenin kapsama alanında olmadığı, az veya çok yemek yiyen çocukların psikologlara götürülmediği ve hiç kimsenin de psikolojisinin bozulmadığı o günler, diye başlardım.
Evet işte aynen o günlerdi.Bir caddenin iki tarafına dizilmiş yirmi beş kadar ev, bazen bir bahçe bazen küçük ara sokaklarla birbirlerin
den ayrılırdı. O zamanlar aynı aileden beş kardeşin oturduğu Dayıoğlu ailesinin ismini taşıyan cadde tüm aile bireylerinin gurbete göç etmesi nedeni ile İnönü Caddesi olarak değiştirilmiş bizden sonra. Hükümet Konağı’nın arka merdivenleri bitiminde başlayan caddemiz, eski Adıyaman yoluna kadar devam ederdi. Dayıların bahçesi, Gülizar nine karışmadığı sürece tüm çocukların oyun parkı havasında bir yerdi. Bahçe içerisindeki dut ağacı oldukça bereketliydi, tüm mahalleli savanını aldığı gibi dut silkeleme sırasına girerdi.
Dayıların bahçesinin bir diğer güzelliği ise önceleri Şair Nuri Dayıoğlu sonraları aynı evde oturan Öğretmen Tahsin Havutlu’nun cümbüş ile söylediği şarkı ve türküleri dinlemekti.
Kar yağdığı günlerde mahallemizin gülen yüzlü şöfer amcası Hamey dayının cipinin tekerlek izinden faydalanılarak Öztaşların (Şarıya Katıplar)’ın evinin önünden Yahyaların evine kadar yaptığımız kayak keyfini hâlen hatırlarım.
Kırk altı yaşında vefat eden babam, geride otuz yaşında bir eş ve en büyüğü on iki yaşında beş çocuk bırakmıştı. Birçok komşu günlerce radyolarını açmamış haberleri bile kısık sesle dinlemişlerdi. Mahallenin yaşlı erkekleri anneme çoğunlukla abla diye hitap ederlerdi.
Hepsi birbirinden değerli komşularımın bugün size yalnızca bir tanesini anlatacağım. Köşger Abuzer dayı (Öğütverdi), bizden iki ev aşağıda gelinleriyle birlikte aynı evde oturan kalabalık bir ailenin reisi idi.
Her gün ilk torunu Bedir’in elinden tutarak tüm çocuklarından birkaç adım önde 3 oğlu -ikisi evli- birlikte gün içindeki alışverişleri ellerinde, bizim evin önünden de geçerek evlerine giderlerdi. Babam öldüğü günün akşamı dükkanını kapatan Abuzer dayı, tüm çocuklarını başına toplar artık toplu halde bizim evin önünden geçilmeyeceğini, yetimlerin baba özlemini çağrıştıracak bir
hareketin komşuluğa yakışmayacağını söyleyerek bundan böyle herkesin bir veya ikişer kısa aralıklarla eve gidileceğini söyler.
Günümüz teknolojisi birçok şeyi kolaylaştırdı ama kolaylaştırırken birçok Abuzer dayıyı da öldürmedi…


YORUMLAR