Son zamanlarda her yerde aynı cümleyi görüyorum:
“Cilt bakımımı yiyorum.”
Bir yandan kulağa çok hoş geliyor. Çünkü kim istemez ki… Daha canlı bir cilt, daha az sivilce, daha parlak bir görüntü. Üstelik bunu sadece krem sürerek değil de “içeriden” çözmek fikri daha mantıklı geliyor insana.
Ama gelin dürüst olalım: Cilt bakımını gerçekten yiyebilir miyiz?
Yani bir şeyler yediğimizde cildimiz doğrudan güzelleşir mi?
Cevap şu: Evet… ama sandığımız gibi değil.
Cilt, vücudun en büyük organı. Ve aslında cilt dediğimiz şey sadece “dışarıdan görünen” bir yüzey değil; içeride olan biteni çok hızlı belli eden bir ekran gibi. Uykusuzluk, stres, su tüketimi, bağırsak düzeni, hormonlar… Hepsi ciltte iz bırakabiliyor. Bu yüzden cilt bakımını sadece krem–serum meselesi gibi görmek eksik kalıyor.
Ben danışanlarımla konuşurken de bunu çok yaşıyorum. Kimi “tatlı yediğim gün yüzüm hemen bozuluyor” diyor, kimi “ekmek yiyince sanki daha çok şişiyorum” diyor. Bu yorumların çoğu tesadüf değil. Çünkü bazı besinler gerçekten vücudun iç dengesini etkiliyor ve bu denge cilde yansıyor.
Önce şunu netleştirelim:
Cildin iyi görünmesi için tek bir mucize besin yok. Yani “bunu ye, cildin cam gibi olsun” diye bir şey yok. Ama cildi destekleyen bir beslenme düzeni var.
Mesela cildin en sevdiği şeylerden biri dengeli kan şekeri. Sürekli tatlı atıştırmak, gün içinde sık sık hamur işi yemek, aç kalıp sonra bir anda çok yemek… Bunlar kan şekerini dalgalandırır. Kan şekeri dalgalandıkça insülin artar, bu da bazı kişilerde yağlanmayı ve sivilce eğilimini artırabilir. O yüzden “cildim bozuluyor” diyen kişilerin çoğunda mesele sadece çikolata değil; günün genel düzeni oluyor.
İkinci önemli konu bağırsaklar. Evet, kulağa garip geliyor ama bağırsak düzeni bozulduğunda cilt bunu çok çabuk anlatıyor. Şişkinlik, kabızlık, düzensiz beslenme… Vücudun genel inflamasyonunu artırabiliyor. Bu da bazı kişilerde ciltte kızarıklık, matlık, sivilce gibi sorunları tetikleyebiliyor. Bu yüzden “daha parlak bir cilt” hedefliyorsak sadece dışarıdan değil, içeriden de destek vermek gerekiyor.
Bazen Aç Olan Midemiz Değil
Peki bu destek nasıl olur?
En basitinden başlayalım: Su.
Cildin en temel ihtiyacı bu. Çok pahalı ürünler kullanıp suyu unutmak, saksıya su vermeden çiçek beklemek gibi. Gün içinde suyu artırmak, özellikle kışın bile cildin daha “dolgun” görünmesine yardımcı oluyor.
Bu arada son dönemde “cilt bakımımı yiyorum” içeriklerinde en çok karşıma çıkan örneklerden biri de havuç. “Doğal retinol” diye çok konuşuluyor ve havuçlu pek çok tarif paylaşılıyor. Burada küçük ama önemli bir ayrımı bilmek gerekiyor: Havuç direkt “retinol” içermez, daha çok beta-karoten içerir. Beta-karoten vücutta ihtiyaç oldukça A vitaminine dönüşebilen bir öncül gibidir. A vitamini ise cildin yenilenme sürecinde önemli bir rol oynar. Yani havuç yemek elbette cildi destekleyen bir alışkanlık olabilir; ancak bunu “retinol sürmüş gibi” bir etkiyle düşünmek doğru olmaz. En güzel tarafı şu: Havuç gibi turuncu-kırmızı sebzeler (havuç, bal kabağı gibi) aynı zamanda antioksidan yönü güçlü besinlerdir ve düzenli tüketildiğinde cilt sağlığını içeriden destekleyen bir parçaya dönüşebilir. Yine de burada sihirli bir tarif değil, genel düzen belirleyici oluyor.
Sonra protein geliyor. Çünkü cilt kendini yenilerken proteine ihtiyaç duyuyor. Yumurta, yoğurt, et, balık, baklagiller… Cildi toparlamak isteyen kişinin “gün boyu sadece salata yedim” demesi aslında cilde pek yardımcı olmuyor. Çünkü cildin yapı taşları proteinden geliyor.
Bir de sağlıklı yağlar var. Zeytinyağı, ceviz, badem, avokado… Bunlar cildin bariyerini destekliyor. Cildin kuruması, pul pul olması, sürekli “geriliyor” gibi hissettirmesi bazen sadece krem eksikliği değil; yağ dengesinin bozulmasıyla da ilgili olabiliyor.
Gelelim en çok sorulan soruya:
“Kolajen içsem cildim düzelir mi?”
Kolajen konusu biraz karışık anlatılıyor. Kolajen vücutta bir protein. Takviye olarak alındığında vücutta parçalanıp aminoasitlere dönüşüyor. Yani mucize değil. Ama düzenli protein alan, C vitamini eksik olmayan, genel beslenmesi iyi olan kişilerde destek olarak anlamlı olabilir. Yine de tek başına “kolajen içtim, her şey düzeldi” gibi bir tablo beklemek gerçekçi değil.
Ve tabii işin bir de stres tarafı var. Stres arttığında kortizol yükseliyor, bu da bazı kişilerde ciltte yağlanmayı ve hassasiyeti artırabiliyor. O yüzden bazen en iyi cilt bakımı, güzel bir uyku ve sakin bir gün olabiliyor.
Özetle…
Evet, cilt bakımımızı bir noktada “yiyoruz.”
Ama bu; mucize bir içecekle, tek bir tozla değil.
Dengeli tabakla, düzenli suyla, iyi uyku ve stres yönetimiyle.
Herkese sağlıklı, ışıl ışıl ve iyi hissettiren günler diliyorum

YORUMLAR