“Ev” sadece dört duvarı, kapısı, penceresi olan bir mekan değil aynı zamanda insanların iç dünyasını yansıtan güçlü bir sembol olarak karşımıza çıkar.
Ev, görünüş ve gerçek arasındaki çatışmayı temsil eder. Dışarıdan bakıldığında birbirleri ile benzer ve düzenli gibi görünen bu evler aslında içerisinde çözülmekte olan bir ailenin sahnesidir. Bu yüzden ev,bir anlamda toplumsal maskeyi simgeler, içeride yaşanan duygusal kopuşlar dışarıdan bakıldığında fark edilemez.
Kendimizi en güvende hissettiğimiz ve kaçtığımızda sığındığımız ilk limandır. Kapıyı kapattığımız andan itibaren dışarıda ki olumsuzluklar bizi bulamaz sanarız orada kimse bize zarar veremez diye düşünürüz. Ama bazen kaçtığımız her şey tam da o kapattığımız kapının arkasından buz gibi suratımıza çarpar.
Romanda da tam olarak böyle olmuyor muydu zaten? En güvendiği yerden gelmiyor muydu başına her şey? Ama yine de dışarıdan ışıkları yanan sıcak görünümlü evler değil miydi?
Evde yaşanan ihanet ve ölüm dönüşü olmayan iki uç nokta geri dönüşü olmayan kayıplar…
Aslında Halit Ziya’nın “Kırık Hayatlar” romanında anlattığı ev sembolü tam olarak bu değil miydi?
Romanda dikkat çeken en güzel cümlelerden bir tanesi “Bir yuvanın yıkılması,dışarıdan görüldüğü kadar basit değildir.”
Bu cümle aslında aile temelinin içten içe çöküşünü anlatan en can alıcı cümlelerden bir tanesidir.
“Kalp,çoğu zaman aklın sustuğu yerde konuşur.”
Hepimiz için mantık,duygularımızın her zaman bir adım önünde yer alıyor peki beynimizi susturmayı başardığımız zaman kalbimiz bize sessizce neyi fısıldıyor?
Romanda başarılı bir doktor olan Ömer Behiç’in önce eşi Vedide’ye olan ihaneti daha sonra kızı Leyla’nın acı kaybı. Aslında bir ailenin aile olabilmesini sağlayan, evi ev yapan güven değil miydi? Ömer Behiç önce ailesinin güvenini daha sonra kızını kaybetmişti, dönüşü olmayan iki büyük kayıp.
Peki tüm bunlardan sonra ev hala liman mıydı?
Yoksa sadece dört duvardan ibaret bir mekan mıydı?
Dışarıdan bakıldığı zaman en gösterişli olan evlerin dahi içinde kaç fırtınayı geride bıraktığını bilmeden sadece bakıyoruz o evlerde ki yaşanmışlığı, acıyı veya asla yaşanmayacaklardan hiç bir zaman haberimiz olmadan…


YORUMLAR