Ölüm her hücre için aynı anda gerçekleşmiyor
Bir organizmanın ölmesi, vücudundaki bütün hücrelerin aynı anda öldüğü anlamına gelmiyor. Uygun miktarda oksijen, besin ve biyokimyasal uyarı sağlandığında bazı hücreler belirli bir süre yaşamayı sürdürebiliyor.
Araştırmalar, bu hücrelerden bazılarının yalnızca hayatta kalmadığını; kendilerini yeniden organize ederek hareket etme, hasar onarma ve çevreleriyle etkileşim kurma gibi yeni özellikler kazanabildiğini gösteriyor.
Bilim insanları, hücrelerin ölüm sonrasında gösterdiği bu beklenmedik uyum yeteneğini yaşam ve ölüm arasındaki “üçüncü durum” kavramıyla açıklıyor. Ancak bu ifade, bilim dünyasının tamamı tarafından kabul edilmiş resmî bir biyolojik sınıflandırmadan ziyade araştırmacıların ortaya koyduğu yeni bir bilimsel yaklaşımı ifade ediyor.
Kurbağa hücrelerinden “ksenobot” üretildi
Deneylerde Afrika pençeli kurbağasının embriyolarından alınan deri hücreleri laboratuvar ortamına yerleştirildi. Hücreler, herhangi bir genetik müdahale olmadan kendiliğinden bir araya gelerek “ksenobot” adı verilen mikroskobik canlı yapıları oluşturdu.
Ksenobotların küçük tüy benzeri uzantılarını kullanarak hareket edebildiği, belirli ölçüde kendi hasarlarını onarabildiği ve çevrelerindeki hücrelerle etkileşim kurabildiği belirlendi.
Araştırmacılar ayrıca ksenobotların serbest hücreleri bir araya getirerek yeni ksenobotların oluşmasını sağlayabildiğini gözlemledi. “Kinematik çoğalma” olarak adlandırılan bu süreç, bilinen üreme yöntemlerinden farklı bir mekanizmaya dayanıyor. PNAS araştırması
İnsan hücreleri de hareketli yapılar oluşturdu
Bilim insanları daha sonra yetişkin insan solunum yolu hücrelerinin de benzer bir yeteneğe sahip olduğunu keşfetti.
İnsan bronş ve soluk borusu epitel hücreleri, uygun laboratuvar koşullarında kendiliğinden birleşerek “antrobot” adı verilen küçük ve hareketli biyolojik yapılar meydana getirdi.
Antrobotların bulundukları ortamda hareket edebildiği ve laboratuvarda oluşturulan hasarlı sinir hücresi tabakalarının onarılmasına yardımcı olduğu gözlendi. Bununla birlikte söz konusu sonuçların hücre kültürü ortamında elde edildiği ve henüz insanlar üzerinde uygulanmış bir tedavi anlamına gelmediği vurgulanıyor. Advanced Science araştırması
Hücreler yeni kimlik ve görevler kazanabiliyor
Ksenobot ve antrobot çalışmaları, hücrelerin biyolojik esnekliğinin daha önce düşünülenden çok daha geniş olabileceğini gösteriyor.
Normal şartlarda kurbağanın derisini veya insanın solunum yollarını oluşturan hücreler, vücut dışındaki uygun koşullarda bir araya gelerek tamamen farklı şekil ve davranışlara sahip yapılar oluşturabiliyor.
Bu durum, hücrelerin yalnızca genetik kodlarında önceden belirlenmiş görevleri yerine getirmediğini; çevreden gelen sinyallere göre yeni yapılar kurabildiğini ortaya koyuyor.
Tıpta yeni bir dönem başlatabilir
Bu biyolojik yapıların gelecekte hastaların kendi hücrelerinden üretilerek tedavilerde kullanılması hedefleniyor.
Araştırmaların başarıya ulaşması durumunda biyobotlar;
- İlaçları doğrudan hastalıklı bölgeye taşıyabilir,
- Hasarlı dokuların onarılmasına yardımcı olabilir,
- Damarlarda oluşan plakların temizlenmesinde kullanılabilir,
- Vücuttaki fazla mukusun uzaklaştırılmasını sağlayabilir.
Hastanın kendi hücrelerinden üretilecek biyobotların bağışıklık sistemi tarafından reddedilme riskinin daha düşük olabileceği değerlendiriliyor. Bu yapılar kalıcı olmadıkları için birkaç hafta içerisinde doğal biçimde parçalanabiliyor.
Ancak bu kullanım alanlarının henüz gelecek için öngörülen araştırma hedefleri olduğu, klinik tedavi olarak uygulanabilmeleri için uzun süreli güvenlik ve insan deneylerine ihtiyaç bulunduğu belirtiliyor.


