Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Adıyaman’ın elektrikle imtihanı: Gaz lambasından modern şehre uzanan yolculuk

Prof. Dr. Murat Gökhan Dalyan, Adıyaman’ın elektrikle tanışma sürecini kaleme aldığı değerlendirmesinde, şehrin gaz lambalarından modern elektrik altyapısına uzanan uzun ve sancılı yolculuğunu anlattı. Dalyan, Adıyaman’ın elektriğe kavuşmasının yalnızca teknik bir gelişme değil, aynı zamanda bir medeniyet ve kalkınma mücadelesi olduğunu vurguladı.

Prof. Dr. Murat Gökhan Dalyan, Adıyaman'ın elektrikle tanışma sürecini kaleme

‘Elektrik medeniyet göstergesiydi’

Dalyan, dünyada elektrik kullanımının bir toplumun ulaştığı medeniyet seviyesinin temel göstergelerinden biri kabul edildiğini belirterek, Adıyaman’ın bu dönüşümü Anadolu’daki birçok şehirden çok daha geç yaşadığını ifade etti.

Anadolu’da Tarsus’un 1902 yılında elektriğe kavuşarak Osmanlı’nın ilk elektrikli şehirlerinden biri olduğunu hatırlatan Dalyan, Adıyaman’ın ise bu sürece yaklaşık 60 yıl sonra dahil olabildiğini kaydetti.

Dalyan, bu gecikmenin aynı zamanda hüzünlü bir ironi taşıdığına dikkat çekerek, o yıllarda trahom hastalığının Adıyaman’da yaygın olduğunu ve şehirde çok sayıda görme kaybı yaşayan insan bulunduğunu belirtti.

1938’den itibaren girişimler başladı

Arşiv kayıtlarına göre Adıyaman’ın caddelerini aydınlatma çalışmalarının 1938 yılına kadar uzandığını aktaran Dalyan, devletin İller Bankası aracılığıyla 1947 yılında elektrik üretimi için dönemin şartlarında büyük sayılabilecek yatırımlar planladığını ifade etti.

Cumhuriyet gazetesi arşivlerinde “Adıyaman kasabasına su türbini kurulacak” haberlerinin yer aldığını belirten Dalyan, buna rağmen teknik yetersizlikler ve coğrafi engeller nedeniyle projelerin uzun yıllar hayata geçirilemediğini söyledi.

Pirin Çayı projesi umut olmuştu

1950’li yılların sonlarına doğru Pirin (Ziyaret) Çayı üzerine hidroelektrik santrali kurulmasının şehirde büyük heyecan oluşturduğunu belirten Dalyan, projede kullanılmak üzere türbinlerin Avusturya’dan getirildiğine dair rivayetlerin halk arasında yıllarca anlatıldığını ifade etti.

Ancak doğa koşullarının projeyi olumsuz etkilediğini aktaran Dalyan, kış aylarında taşkınların bentleri yıktığını, yaz aylarında ise su seviyesinin düşmesi nedeniyle türbinlerin çalışamaz hale geldiğini kaydetti.

Bu durumun halk arasında zamanla bir deyime dönüştüğünü belirten Dalyan, Adıyamanlıların yaşanan süreci “Kışın bendi yok, yazın kendi yok” sözleriyle özetlediğini söyledi.

Gerçek aydınlanma jeneratörlerle başladı

Adıyaman’ın gerçek anlamda elektriğe kavuşmasının ise 1960’lı yılların başında bugünkü itfaiye yerleşkesine kurulan jeneratörlerle mümkün olduğunu ifade eden Dalyan, halk arasında “elektrik santralleri” olarak anılan bu sistemlerin şehir için büyük bir dönüşüm başlattığını belirtti.

Jeneratörlerin çıkardığı sesin Adıyaman halkı için medeniyetin sesi anlamına geldiğini dile getiren Dalyan, elektriğin ilk etapta kamu binalarına, ardından varlıklı ailelerin evlerine ulaştığını, yoksul mahallelerin ise daha uzun süre beklemek zorunda kaldığını kaydetti.

Sokak lambaları şehrin sosyal hayatını değiştirdi

Elektriğin yalnızca aydınlatma değil, sosyal yaşam açısından da büyük değişim yarattığını belirten Dalyan, sokak lambalarının yanmaya başlamasıyla birlikte Adıyaman’ın gece hayatının, ticari yaşamının ve günlük düzeninin değişmeye başladığını ifade etti.

1980’li yıllarda ise Turgut Özal döneminde yürütülen çalışmalarla elektriğin köylere kadar ulaştığını belirten Dalyan, radyo ve televizyonun yaygınlaşmasıyla birlikte toplumun kültürel dönüşüm sürecinin hızlandığını söyledi.

‘Adıyaman’ın ışık mücadelesi bir kalkınma hikayesidir’

Prof. Dr. Murat Gökhan Dalyan, Adıyaman’ın elektriğe ulaşma sürecinin Türkiye’nin yerelde yaşadığı kalkınma sancılarının önemli bir örneği olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Adıyaman’ın bu ışık mücadelesi, Türkiye’nin kalkınma sancılarının yereldeki bir özetidir. Tarsus’tan yaklaşık 60 yıl sonra gelen bu aydınlık; geceleri bekçilerin gaz yağıyla yolları aydınlattığı günlerden, ‘kışın bendi, yazın kendi olmayan’ çaylardan geçip bugünkü modern Adıyaman’a ulaşan sabırlı ve hüzünlü bir yürüyüşün hikayesidir.”

Kaynak: RSS