Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Besni’den Oxford’a Uzanan Başarı Hikâyesi: Çarıkla Başladı, Oxford’da Bilim İnsanı Oldu

Besni’nin Örenköyü’nde ilkokul olmadığı için her gün kilometrelerce yolu yürüyerek Kızılin’deki okula giden Vakkas Tekin’in hayat hikâyesi görenleri hayran bıraktı. 11 yaşında başladığı eğitim yolculuğu; Akçadağ Öğretmen Okulu, Ankara Üniversitesi, İngiltere bursu ve Oxford Üniversitesi’ne kadar uzandı.

Besni’nin Örenköyü’nde ilkokul olmadığı için her gün kilometrelerce yolu yürüyerek

Besni Eğitim Vakfı Başkanı Şaban Çağıran’ın Oxford’dan gerçekleştirdiği canlı yayında konuşan hemşehrimiz Vakkas Tekin’in hayat hikâyesi, izleyenlere adeta bir azim ve başarı dersi verdi. Besni’nin Kızılin’e bağlı Örenköyü’nde başlayan yaşam yolculuğu; çamurlu köy yollarından, yatılı öğretmen okuluna, Ankara Üniversitesi’ne ve ardından İngiltere’de Oxford Üniversitesi’ne kadar uzanan Vakkas Tekin’in hikâyesi, eğitimle değişen hayatların en dikkat çekici örneklerinden biri olarak hafızalara kazındı.

Yaklaşık 60 yıl önce Örenköyü’nde ilkokul bulunmadığı için her gün kilometrelerce yolu yürüyerek Kızılin’deki okula gitmek zorunda kalan Tekin, yokluk ve imkânsızlıklara rağmen eğitimden vazgeçmedi. İlkokula 11 yaşında başlamasına rağmen kısa sürede üstün başarı gösteren Tekin, Akçadağ Öğretmen Okulu’nu kazanarak eğitim hayatında önemli bir dönüm noktasına ulaştı. Burada gösterdiği başarı sayesinde Ankara Yüksek Öğretmen Okulu’na gönderilen Tekin, daha sonra Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü’nde eğitim aldı.

Türkiye’de biyoloji alanında devlet bursu kazanan tek öğrenci olarak İngiltere’ye gitmeye hak kazanan Vakkas Tekin’in yolculuğu, o dönemin şartları düşünüldüğünde dikkat çekici bir mücadeleyi de beraberinde getirdi. Maddi imkânsızlıklar nedeniyle İngiltere’ye uçak yerine trenle giden Tekin, Londra’da dil eğitimi aldıktan sonra Cambridge ve York üniversitelerinde genetik alanında akademik çalışmalar yürüttü.

Türkiye’de henüz modern genetik eğitiminin bulunmadığı yıllarda genetik üzerine çalışmalar yapan Tekin, daha sonra Oxford’daki genetik laboratuvarında uzun yıllar görev aldı. Oxford’da yaklaşık 18 yıl çalışan Tekin, bilimsel kariyerini İngiltere’de sürdürmesine rağmen Türkiye ile bağlarını hiçbir zaman koparmadı.

Canlı yayında özellikle gençlere seslenen Vakkas Tekin’in anlattıkları, eğitimde kararlılığın ve azmin insan hayatını nasıl değiştirebileceğini bir kez daha ortaya koydu. Besni’den başlayan ve Oxford’a uzanan bu dikkat çekici hayat hikâyesi, sosyal medyada da büyük ilgi gördü.

Vakkas Tekin ile gerçekleştirilen canlı yayın söyleşisinin tam metni aşağıda yer almaktadır:

Merhabalar değerli takipçilerimiz. Ben Besni Eğitim Vakfı Başkanı Şaban Çağıran. Bugün Oxford’dan canlı yayındayız.

Karşımızda, Besni’nin Kızılin’e bağlı Örenköyü’nden yaklaşık 60 yıl önce yola çıkıp Oxford’a uzanan büyük bir başarı hikâyesinin kahramanı var. Vakkas Tekin abimizle birlikteyiz. Bu başarı hikâyesini sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Vakkas abi, şu anda Besni Eğitim Vakfı’nın takipçileri bizi canlı izliyor. Muhtemelen sorular da gelecektir. Öncelikle çocukluğunuzdan başlayalım. Nasıl bir çocukluk geçirdiniz? İlkokula ne zaman başladınız? Örenköyü’nden Kızılin’e nasıl gidip geldiniz? Önce çocukluk yıllarınızı sizden dinleyebilir miyiz?

Tabii. Ben Örenköyü’nde yedi çocuklu bir ailenin oğluyum. Çocukluğum döneminde bizim köyümüzde ilkokul yoktu. Bu yüzden Kızılin’deki ilkokula gitmek zorundaydık. Kızılin, Örenköyü’ne yaklaşık beş kilometre uzaklıktaydı ve okul çağındaki çocuklar büyük zorluk çekiyordu.

Bu nedenle babam beni bir süre okula göndermedi. Bunun yerine köyde hocaya gönderdi. Orada Kur’an okumayı ve dini bilgiler öğrendim. Ancak on bir yaşıma gelince, benim de ısrarımla babam beni okula yazdırdı ve ilkokula başladım.

— Yani ilkokula on bir yaşında başladınız öyle mi?

Evet. Herkes mezun olurken ben ilkokula başlamış oldum. Ama ilkokulu çok başarılı şekilde bitirdim. Çünkü okula başlamadan önce zaten okuma yazma biliyordum. Hocaya giderken hem eski yazıyı hem yeni Türkçeyi öğrenmiş, matematik yapmayı ve gazete okumayı öğrenmiştim.

On bir yaşında okula başladıktan sonra öğretmen beni sınıf atlatmak istedi ama bunu bir türlü gerçekleştiremedi. Sonuçta beş yıl boyunca devam ettim ve yaklaşık on altı yaşında ilkokuldan mezun oldum.

Mezun olduktan sonra okumak istiyordum fakat nasıl okuyacağımı bilmiyordum. Öğretmenim bana Maraş Öğretmen Okulu’na yatılı gitmemi tavsiye etti ama ben Akçadağ İlköğretmen Okulu’na müracaat etmeye karar verdim. Sınava girdim ve başarıyla kazandım.

— O dönemde Kızılin’de ilkokul vardı ama Ören’de yoktu anladığım kadarıyla. Ören’den Kızılin’e nasıl gidip geliyordunuz? O dönemin şartlarını biraz anlatır mısınız?

Kızılin’de ilkokulun çok eski olduğunu tahmin ediyorum. Çünkü teyzem de ilkokul mezunuydu. Hatta 1930’lu yıllarda bile orada eğitim vardı. Daha yaşlı insanlar Arap harfleriyle eğitim görürken bile Kızılin’de okumuşlar.

Hatta “Hacerli Öğretmen” diye çok meşhur bir öğretmen vardı. Herkes ondan bahsederdi.

— Peki kış şartlarında nasıl gidip geliyordunuz?

O zamanlar sabahlar çok soğuk olurdu, yollar çamurlu olurdu. Biz çarıkla giderdik, ayakkabı yoktu. Bazen de lastik ayakkabılar olurdu. Kar yağdığı zaman çocuklar yolda kartopu oynar, sınıfa geç kalırdık. Bu yüzden öğretmenden dayak yediğimiz bile olurdu.

Çok zorluk çektik. Hatta doluya yakalandığımız zamanlar oldu. Bazı dönemlerde ise Kızılin’de evi okula yakın olan teyzemde kalırdım.

— Gerçekten çok zor şartlar altında okumuşsunuz. Her gün on kilometre yolu yürüyerek gidip geldiniz. Sizin döneminizde Ören’den Kızılin’e başka öğrenciler de geliyor muydu?

Bizim dönemimizde Örenköyü’nden yaklaşık on iki çocuk gidip gelirdi. Diğer köylerden gelen olmazdı.

— Daha sonra Akçadağ Öğretmen Okulu sınavına girdiniz. Bu kadar zor şartlarda okuduğunuz halde nasıl kazandınız?

İlkokuldan başarıyla mezun olduktan sonra öğretmenimin yardımıyla başvurdum. Besni’de Dumlupınar Okulu’nda sınava girdik. Çok öğrenci vardı. Sınavı hâlâ çok iyi hatırlıyorum. Kompozisyon bölümünde Atatürk’le ilgili bir soru soruldu. Yazdığım kompozisyonun sonunda Atatürk’ün “İlk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!” sözünü yazmıştım.

— Gurur duyduk hocam. Tebrik ediyoruz. Peki Akçadağ Öğretmen Okulu’nda öğrencilik hayatınız nasıl geçti?

Ben ve ailem okulu kazandığım için çok mutlu olduk. Akçadağ’a gidince tamamen farklı bir ortamla karşılaştım. Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen öğrenciler vardı.

Yazılı sınavdan sonra bir de sözlü sınav oldu. Yaklaşık bin altı yüz kişi sözlü sınava girmişti. Ben bu sınavda ikinci oldum.

— Bin altı yüz kişi arasından ikinci oldunuz. Ören’den, Kızılin’den çıkıp gidiyorsunuz ve ikinci oluyorsunuz. Gerçekten harika.

Okula başladığımda on altı yaşındaydım. Diğer öğrencilere göre daha büyük görünüyordum. Bu yüzden öğretmenler beni okul başkanı seçti. Beş yıl boyunca bu görevi sürdürdüm.

Akçadağ Öğretmen Okulu altı yıllık bir okuldu. Son yıl köy okullarında uygulamalı eğitim yapılıyordu ve mezun olunca öğretmen olarak atanıyordunuz.

Fakat beşinci yılın sonunda başarılı öğrenciler Ankara Yüksek Öğretmen Okulu’na gönderiliyordu. Ben de başarılı öğrenciler arasında yer aldım ve Ankara’ya gönderildim.

Orada bir yıl Atatürk Lisesi’nde eğitim aldık. Bu dönem çok zordu çünkü öğretmen okulunda lise düzeyinde akademik dersler tam verilmezdi. Daha çok uygulamalı eğitim vardı; köylere yardımcı olmak için ziraat gibi pratik bilgiler öğretilirdi.

Sonrasında üniversite sınavına girdim. Biyoloji bölümünü tercih ettim ve Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi’ni kazandım.

— Daha sonra öğretmenlik yaptınız mı?

Evet. Üniversiteden mezun olduktan sonra Kayseri Yüksek Öğretmen Okulu’na biyoloji öğretmeni olarak atandım. 1968-1969 yıllarında orada öğretmenlik yaptım.

Bir gün gazetede yurt dışına burslu öğrenci gönderileceğine dair bir ilan gördüm. Milli Eğitim Bakanlığı bursuyla İngiltere’ye gitmeye hak kazandım.

1969 yılında bana iki aylık burs maaşı ve yol parası verdiler. Ancak tasarruf etmek için uçak yerine trenle gittim. Çünkü paramın devamı olmayabilirdi.

— Tren yolculuğu kaç gün sürdü?

Üç gün sürdü. Almanya’ya giden işçilerle birlikte yolculuk yaptık. Başta iyiydi ama zaman geçtikçe tren çok kirlendi ve yolculuk eziyetli hale geldi.

Nihayet İngiltere’ye ulaştım. İngilizce bilmediğim için ne yapacağımı bilmiyordum. Kıbrıslı bir hanım bana yardım etti. Türkçe de biliyordu. Bana bir taksi ayarladı ve daha önce İngiltere’ye gelen bir arkadaşımın adresine gönderdi.

Bir süre arkadaşımda kaldım. Sonra konsolosluğa gittik ve işlemlerimizi tamamladık. Ardından dil okuluna kayıt oldum.

Bir yıl Londra’da dil eğitimi aldım. Sonrasında doktora yapmak için çeşitli üniversitelere başvurdum. Bunlardan biri Cambridge Üniversitesi’ydi ve beni kabul etti.

1970 yılında Cambridge Üniversitesi’ne gittim. Aslında zooloji doktorası yapmak için İngiltere’ye gelmiştim. Fakat Ankara’daki hocam Prof. Dr. Bahtiyar Mursaloğlu bana genetik okumamı tavsiye etti.

O dönemde Türkiye’de modern genetik eğitimi yoktu. Genetik sadece Mendel genetiği düzeyinde anlatılıyordu.

Bu yüzden Cambridge’de bir yıl genetik eğitimi aldım. Son sınıf öğrencileriyle aynı derslere girdim ve temel genetik bilgisini orada kazandım.

Daha sonra New York Üniversitesi’ne kabul edildim. Orada önce bir yıl yüksek lisans seviyesinde eğitim gördüm. Başarılı olunca doktora programına kabul edildim.

İki yıl genetik alanında laboratuvar araştırmaları yaptım. Ancak doktora için bir yıl daha gerekiyordu. Tam o sırada Milli Eğitim Bakanlığı askerlik nedeniyle Türkiye’ye dönmem gerektiğini bildirdi.

Hem ben hem hocam çok üzüldük. Hatta danışman hocam Milli Eğitim Bakanlığı’na mektup yazarak “Bu öğrencinin çalışmaları çok başarılı, şimdi dönerse emeği boşa gider” dedi. Ancak cevap alamadık ve Türkiye’ye dönmek zorunda kaldım.

Dönerken hocam bana araştırmalarımın boşa gitmemesi için hızlıca tez yazmamı önerdi. İki ay içinde tezimi yazıp savundum ve yüksek lisans derecemi alarak Türkiye’ye döndüm.

— Gerçekten müthiş bir başarı hikâyesi. Dil bilmiyorsunuz, cebinizde para yok ama büyük bir cesaretle İngiltere’ye gidiyorsunuz. Geçmişe dönüp baktığınızda “Keşke şöyle yapsaydım” dediğiniz bir şey var mı?

Bugünkü aklım olsaydı askere dönmezdim. Doktorayı tamamlamak benim için çok önemliydi ve büyük kayıp oldu.

Askerlikten sonra Türkiye’de kalıp doktorayı tamamlamak istedim ama Milli Eğitim Bakanlığı buna izin vermedi.

Daha sonra tekrar İngiltere’ye gidip doktora yapmaya başladım. Luton’da öğretmenlik yaptım. Türkiye’de öğretmenlik diplomam ve İngiltere’de yüksek lisans diplomam olduğu için bana öğretmenlik yetkisi verildi.

Çeşitli okullarda biyoloji öğretmenliği yaptım. İki yıl içinde devlete olan borcumu ödedim.

Sonrasında Türkiye’ye dönmek istedim ama o dönemin siyasi şartları çok karışıktı. Bu yüzden İngiltere’de kalmak zorunda kaldım.

Bu sırada evlenmiştim. Eşimin hocası Oxford’da matematik profesörüydü ve Oxford’a gitmemizi tavsiye etti. Oxford’da bir iş açıldı, başvurdum ve kabul edildim.

Oxford’daki genetik laboratuvarında çalışmaya başladım. Yaklaşık on sekiz yıl çalıştım. 2003 yılına kadar devam ettim, emekli olduktan sonra da part-time çalışmayı sürdürdüm. 2016 yılında tamamen emekli oldum.

— Gerçekten olağanüstü bir hayat hikâyesi… Örenköyü’nden başlayıp çamurlu yollarda yürüyerek Kızılin’e giden bir öğrencinin; Akçadağ Öğretmen Okulu, Ankara Üniversitesi, İngiltere, Cambridge ve Oxford’a uzanan başarı yolculuğu… Tebrik ediyoruz hocam. Gerçekten ilham verici bir hikâye dinledik.