Doğum günlerini hep çok sevenlerdenim ben. Hatta çocukluğumdan beri… 2 yaşındaki doğum günü pastası futbol sahası şeklinde olan, coşkulu kutlamalarla büyüyen birisiyim. Öyle düşünelim lütfen. Çünkü benim için doğum günleri hep biraz heyecan, biraz telaş, biraz da mutluluk demek oldu.
Mum üflemeyi de severim, mum üfletmeyi de. Hatta aramızda kalsın… Doğum günlerimde o kadar heyecanlı oluyorum ki mum üflerken çoğu zaman dilek tutamıyorum bile. O anın heyecanına kapılıp sadece gülümsüyorum.
Her yıl “Bu yıl beklentisiz olacağım” desem de bunu pek başarabildiğimi düşünmüyorum. Çünkü doğum günleri benim için sadece bir yaş daha almak değil, durup kendime bakmak gibi. Geçen yıl nasıldım, şimdi neredeyim…
Ve bu yazı…
Biraz da benim için.
27…
Benim için kolay bir yaş hiç değildi. Ama bir o kadar da öğreticiydi.
Bu yıl en çok dengeyi kurmakta zorlandım. İş, ailem, arkadaşlarım, kendim… Hepsine yetişmeye çalışırken bazen kendimi arada bıraktım. Kendimi çok fazla işe verdiğim zamanlar oldu. Yoruldum. Ama yine de durmadım.
Yaklaşık 2000 danışan…
Bu sayıyı düşündüğümde bile içimde bir gurur oluşuyor. Bu kadar insanın hayatına dokunmak, hikayelerine tanıklık etmek… Sanırım 27 yaşımda en çok büyüdüğüm yer de burası oldu.
Bambaşka masalarda oturdum. Meğerse o boş sandalyede oturacakmışım.
Bambaşka konular dinledim, bambaşka hayatlara tanıklık ettim. Çok şey tecrübe ettim ama bütün bunların içinde yine kendim kalmayı başardım.
Sınırlarımı daha net çizmeyi öğrendim.
Evet, daha çok kariyer odaklı bir yıldı. Ama o kariyerin içinde sadece iş değil, hayata dair çok fazla şey öğrendim.
En büyük başarımın sadece kariyerim olması gerektiği düşüncesinden biraz uzaklaşmayı başardım.
Hala tam anlamıyla başarabildiğimi söyleyemem ama… en azından artık bunun farkındayım.
27 yaşındaki kendime bir şey söylemem gerekse şöyle derdim:
“İyi ki ‘ne gerek var’ demekten çok uzak yaşadın. Elinden gelenin çok daha fazlasını yaptın.”
Bir de kendime teşekkür etmek istiyorum. 27 yaşımda spor rutinim inanılmazdı. Yorulduğum günlerde bile vazgeçmedim. Kendime ayırdığım o zamanlar bana çok iyi geldi.
Bu yıl hayatıma yepyeni insanlar girdi. Bazıları kaldı, bazıları ise hiç olmaması gerektiğini fark ettiğim insanlar olarak çıktı. Ama galiba büyümek biraz da bu.
Bu yıl lezzetli yemekler yedim, uzun sohbetler ettim. Gün doğumlarını ve gün batımlarını izlemeyi hep çok sevdim ama bu yıl gerçekten inanılmaz görüntülere şahit oldum. Bazen sadece durup izledim. O anlarda hayatın ne kadar güzel olduğunu düşündüm.
Ve şimdi 28…
Yeni yaşım için çok heyecanlıyım. Kendimi bildim bileli enerjik, pozitif ve neşeli birisi olduğum söylenir. Açıkçası herkesin böyle olduğunu sanırdım. Yaş aldıkça bunun aslında ne kadar büyük bir şans olduğunu fark ettim. Mutlu olmayı da seviyorum, mutlu etmeyi de. Bu yüzden enerjimi düşüren ortamlarda bulunmamayı tercih ediyorum.
Bir diyetisyenim ama evet, boğa burcuyum. Belki de bu yüzden daha sakin, daha rutin ve daha dengeli bir hayat fikri bana iyi geliyor. 28 yaşımda daha enerjik ama daha sakin, daha üretken ama daha huzurlu bir yıl istiyorum.
27 bana çok şey öğretti. Yorulmayı da, büyümeyi de, vazgeçmemeyi de…
28’den ise daha çok denge, daha çok huzur ve daha çok üretkenlik bekliyorum. Ve bu yılın sonunda geriye dönüp baktığımda,
“İyi ki 28” diyebilmek istiyorum.
Hoş geldin 28.
Ben hazırım. 🎈✨


YORUMLAR